5 Temmuz 2019 Cuma

Cushion Cut

CUSHİON CUT / YASTIK KESİM PIRLANTA

Cushion Cut Pırlanta
Adından da anlaşılacağı gibi, Cushion Cut yani yastık kesimi, yastığa benzer yuvarlak köşeli kare veya dikdörtgen bir şekildir. Yastık kesimi genellikle kare şekiller için tipik olarak 1,00 ila 1,05 ve daha fazla dikdörtgen olanlar için 1,10 veya daha büyük olan 58 fasetten oluşur. Yuvarlak pırlantalar kadar parlak olmasa da, yastık kesiminde beyaz ışığın spektral renklere daha fazla ayrılmasını sağlayan geniş yüzeyler vardır.

Yastık kesim eski Avrupa Kesimi(old european cut) ve modern oval şekil arasında bir haç olarak tanımlanabilir. Teknikler ve kesme stilleri yıllar içinde geliştiğinden, pırlanta görünümünü değiştiren pavilyon üzerinde ekstra bir faset sırasına sahip olabilen Yastık Modifiye Brilliant gibi çeşitli yastık kesim çeşitleri geliştirilmiştir.

Bu modifiye edilmiş pırlanta kesimi genellikle "köpüklü su" veya "kırılmış buz" etkisi olarak adlandırılan ve onlara daha fazla ışıldama (sintilasyon) kazandıran etkiye sahiptir. Pavilyona ve kuşağın altına simetrik uçurtma veya yarım ay şeklindeki fasetlerin eklenmesi gibi başka ince değişiklikler de yapılmıştır. Bu fasetler özellikle sarı, yeşil, pembe, mavi gibi fantezi renk olarak adlandırılan renkleri yoğunlaştırmak için çok iyi bir metottur.


Cushion Cut / Yastık Kesim Pırlantanın Tarihçesi
Yastık kesimi(Cushion cut)19. yüzyılda geliştirilmiştir ve o zamandan beri birçok dönüşüm ve gelişme geçirmiştir. Yastık kesimi(Cushion cut), Cleaving (yarma) metodundan çokça faydalanmış ışığı maksimize oranda yansıtcak derinliğe daha kolay sahip olmuştur.


Uzmanlarımızdan Cushion Kesim Pırlanta Tercih Edenler İçin Öneriler
Ekstra fasetleri nedeniyle, Yastık kesimi(Cushion cut), taşların içindeki lekeyi daha iyi saklamasıylada bilinir, tüm kare ve dikdörtgen şeklindeki taşların en parlaklarından biri olmasını sağlayacak fasetlere sahip olması nedeniyle taşa daha fazla ışık yayabilir.

Fancy colour ( sarı,yeşil,pembe,mavi vb) pırlantalar tercih edecekseniz özellikle tercih etmeniz gereken iki kesimden birisidir. Diğeri ise bloğumuzda bahsedeceğimiz Radyan kesim pırlantadır.

18 Nisan 2019 Perşembe

PİYASADAKİ PIRLANTA SERTİFİKASI ÇEŞİTLERİ

PIRLANTA VE SERTİFİKA TÜRLERİ

Pırlanta tüketiminin son zamanlarda artmasıyla birlikte pırlanta sertifikaları da fazlasıyla gündeme gelmeye başladı. 

Burada en önemli nokta ise tüketicinin, bu bilgi kirliliği içerisinde ‘’Kendimi nasıl güvence altına alabilirim?’’ sorusu. Biz de çok merak edilen bu sorunun cevabını sizlere en güvenilir ve net bilgiler ışığında anlatmaya çalıştık... İşte size cevabı!

HRD(Diamond Certificate) :

HRD, Belçika merkezli köklü bir kurumdur. Kurumun vermiş olduğu Elmas Sertifikası (Diamond Certificate) bu kurumun bir pırlantaya vereceği en kapsamlı ve elmas tüccarlarının da kendi aralarında kullandığı sertifikadır. Bu sertifika 4C kuralını (kesim, renk, berraklık, karat) en ince ayrıntısına kadar inceler ve sertifikalarında niteler.

Buna göre konuyu ana başlıklar altında kısaca inceleyelim:  

• Karat (Carat) : Değerlendirilmeye tabi tutulan pırlantanın ağırlık ölçüsüdür. Bir karat, bir gramın 1/5'ine (200 miligrama) eşittir. Karat arttıkça taşın boyu büyür.

• Renk (Colour) : Bu kısımda hiç bir zaman çift renk yazmaz. Pırlantalar D harfinden Z harfine kadar olan sıralama içinde yer alır ve kurum bu renk skalası içinde tek bir renk ile açıklanmak üzere mutlak bir karar verir.

• Berraklık (Clarity):  (VS1-VS2) , (SI1-SI2) ve (P1-P2-P3) olarak nitelenen değerlendirme sonuçları kullanılır.  Herhangi bir soru işaretine imkan vermeksizin taşın temizliğini-lekelerini niteler ve olası soru işaretlerini ortadan kaldırır.

• Kesim (Cut): Oran, simetri ve cila kalitesi gibi taşın çok önemli ve müşteriler tarafından fazla dikkat edilmeyen verilerini titizlikle ve en ince ayrıntısına inceler ve ideal kesim standartlarına göre Excellent (EX), Very good (VG), Good (G) ve Poor (P) olarak belirtir.




Hrd Ön izlemeli taş nedir?

(Hrd Ön izleme)

‘’Hrd ön izleme’’ olarak nitelendirilen değerlendirme şeklinin esas amacını açıklayalım..

Pırlanta sertifikalama işlemi pırlantanın tüccarlar tarafından laboratuvara gönderilmesiyle başlar. Hrd, laboratuvarında pırlantayı yukarıda belirtmiş olduğumuz tüm nüanslar ışığında yüzeysel olarak inceler; taşın muhtemel rengi ve berraklığını kesin olmaksızın bir öngörü olarak belirtir.  

Pırlanta daha sonra sertifikalanmak üzere gönderildiğinde ise renk-berraklığını ve diğer tüm detayları tekrar inceler ve kararı değiştirme hakkını kendinde saklı tutar.  

Gelelim gerçeklere!

Piyasada Hrd ön izlemeli adı altında satılan ürünlerin %95’inin berraklık derecesi SI’dır. Yine bu %95’lik oranın %90’ı  Hrd elmas sertifikasına (diamond certificate)  nitelemek için gönderildiğinde ise gelecek sonuc muhtemelen SI2 veya P1 olacaktır!  

Peki ön izlemede SI olarak nitelenen taş nasıl olur da sertifikada P1 çıkar dediğinizi duyar gibiyim!  

SI berraklık derecesi kendi içinde SI1-SI2-SI3 olarak ayrılır. Hrd ise SI3 derecesinde lekeli olan taşlarında bu ifadeyi kullanmamakta ve sertifikasında bu sonuca yer vermemektedir. Bu yüzden ön izlemede SI almış olan bir pırlanta HRD elmas sertifikası çıkartıldığında SI2 kriterinin altında kalıyor ise doğal olarak (SI3 seçeneği atlanır) ve direkt olarak P1(I1) olarak derecelendirilir.  



 Hrd firmasının sunduğu bu hizmet tüccar açısından oldukça faydalı bir hizmettir. Sertifika hizmeti ön izlemeye göre daha fazla maliyetli bir hizmettir ve tüccar ön izlemede istediği sonucu alamadığı pırlantalarda sertifikalama işleminden vazgeçer ve tasarruf etmiş olur. Satıcı ve sertifika şirketi arasında kurulan bu ticari bağ  iki tarafa fayda sağlamış olur.

 Her karar verme mekanizmasında olduğu gibi; neyi, neden ve hangi niyetle kullandığımız çok önemlidir. Sizler tüketici olarak bu profesyonel bilgileri bilmek zorunda değilsiniz. Böyle suistimale açık konularda ise bizlere düşen görev sizlere karşı avantajlı olmayı seçmek yerine sizleri bilgilendirip en doğru şekilde tercihinizi yapmanızı sağlamaktır.





HRD Jewellery Report  (Mücevher Sertifikası)

Mücevher Sertifikası, bir ürünün takı (mücevher) haline getirildikten sonra yapılan değerlendirmeler sonucunda verilen sertifikadır. Renk, berraklık, karat ve altın gramını bilgileri sertifikada yer alır.

Bu sertifikada genellikle renk nitelemesi ise iki rengi içine alacak şekilde belirtilir. (Örn: H-I) Çünkü ürün mücevher haline geldiği için Hrd gemologlarının mevcut taşı ya da taşlarda yanılma payı ihtimali vardır. Taş yüksek ya da daha düşük bir renk olarak görünüp nitelenebilir. Bunu önlemek adına G-F, H-I gibi çift renk politikası uygulanır.
Örnek verecek olursak sarı altın olarak üretilmiş bir tek taş yüzükte G rengi bir taş, H rengi gibi algılanabileceği gibi beyaz altın olarak üretilmiş bir üründe de G rengi bir taş F rengi gibi algılanabilir.

Renk konusuna değindikten sonra berraklık konusunda da yine önemli bir uyarımız olacak! Ön izleme olarak yapılan değerlendirmede olduğu gibi gemologlar taşlara tam detaylı bakmadan karar vermek zorundadır. Ustaca yüzüğün tırnağının altında saklanmış bir leke taşın berraklık derecesini 1-2 derece yükseltebilir. Bu şekilde sertifikalanmış bir ürün alırken taşı detaylı incelemenizi tavsiye ederiz.

Tüm bu uyarılarımız dikkate alınarak tercih yapıldığında ise Abgar Özasi Mücevherat standartlarına göre Hrd Jewellery Report gayet kullanışlı bir sertifikadır. Tek taş yüzüklerde ilk tercihimiz olmasa da stoklarımızda mücevher raporlu tek taşlarımız mevcuttur. Bu yüzüklerin hepsi ikinci el almış olduğumuz ve yüzüğü deforme etmeden sadece cilasını yenileyerek sizlere avantajlı fiyatlarla sunduğumuz ürünlerdir. Tek taşların pırlanta ürünlerin dışında da Hrd mücevher sertifikasının; düğün seti, su yolu bileklik, gerdanlık vb çok fazla sayıda pırlanta içeren ürünlerin nitelendirilmesi konusunda ise oldukça tatmin edici sonuçları olan bir sertifika olduğunu belirtmek isteriz.


18 Şubat 2018 Pazar

Elmas Çeşitlerinin Tanınması
Bir elmasın türünü belirlemenin standart bir yolu, IR emilimini ölçmektir
Spektrum. Elmas türü tanımlayan azot ve bor bozuklukları optik olarak
Aktiftir ve içerikleri, ilgili absorpsiyonların yoğunluğu yoluyla doğru bir şekilde ölçülebilir. Genellikle 1 ppm ve üstü azot konsantrasyonunun ölçülmesi için 400 ila 1,400 cm-1 arasındaki spektral aralıktaki IR absorpsiyon spektroskopisi kullanılır. 1 ppm'nin altındaki konsantrasyonlarda Vis ve UV absorpsiyon spektroskopisi kullanılır. Azotlu ve bor içeren kusurlarla ilgili optik absorpsiyonların (optik merkezler) daha ayrıntılı bir açıklaması aşağıda Bölüm 5'te verilmektedir.
Doğal elmas renksizse, polarize ışıklı mikroskopta türü inceleyerek de fark edilebilir. Çoğu tip IIa elmas, yüksek yer değiştirme yoğunluğuna sahiptir ve elmasın tüm hacmine uzanan polarize ışık karakteristiği çift gerilme gerinim modellerinde ("tatami" deseni) göstermektedir (Şekil 2.4).Buna karşılık, Ia tipi elmaslar daha az dislokasyona sahiptir ve genellikle baskın bir yön boyunca yayılan bantlı çift kırılma gerinim kalıpları sergiler (Berman 1965; Chalain 2003). Bununla birlikte, elmasın çift kırılma desenini etkileyen azot içeriği oldukça yüksektir (20 ppm'in üzerinde). Bundan dolayı, çift kırılma desen yöntemi, IIa tipi ve düşük azotlu Ia tipi elmaslar arasındaki ayrım için uygun değildir.

Azot A- ve C kusurları ve bor elmasta elektriksel olarak etkindir. A ve C kusurları hem donörler hem de iyonlaşma vasıtasıyla elmas örgüsünde serbest elektronlar gönderebilir (Collins ve ark. 2000). Bununla birlikte, A ve C kusurların iyonizasyon enerjileri (4 ve 1.7 eV, sırasıyla), onları, oda sıcaklığında serbest elektronların serbest bırakılmasına imkan vermek için çok yüksektir. Böylece, tip I'in azot içeren elmasları oda ve yüksek sıcaklıklarda bile oldukça yalıtkandır. İyonize bor atomları, elmas örgüsünde alıcılardır ve iyonlaştığında serbest delik açar.Borun iyonizasyon enerjisi 0.38 eV'dir, azot kusurlarının iyonizasyon enerjisinden çok daha düşüktür.Çok sayıda bor alıcısı oda sıcaklığında iyonize edilir ve bu, ölçülebilir bir elektrik iletkenliği sağlar. Bu elektriksel iletkenlik IIb tipi elmasların benzersiz bir özelliğidir.Tanımlanan sınıflandırma, elmasın bir materyal olarak fiziksel olarak sınıflandırılmasıdır ve herhangi bir doğadan ve kökenden elmaslara uygulanabilir. Doğal, sentetik (hem HPHT ile hem de CVD ile üretilen), işlenmemiş ve işlenmiş elmasların sınıflandırılması için eşit derecede kullanılır. Elmas tipleri ve karakteristik renkleri şeması aşağıda Şekil 2'de verilmektedir. 2.5.


www.abgarozasi.com

10 Aralık 2017 Pazar

Markiz kesim

www.abgarozasi.comMarkiz

Büyük ışıldamasından dolayı, Marquise her zaman tüm elmas kesimlerinin kraliçesiydi. Modern bölünmüş cephe tekniği daha fazla ışıltıya neden olurdu, ancak bu tekniğin tüm diğer kesimlere uyarlanması Marquise için çok fazla rekabet sundu ve diğer fantazi kesimlerinde ışıltısı ciddi oranda arttı.

Kaynaklara göre Marquise adının kökenini , Fransa kralı Louis XV'in ünlü eşi Madame de Pompadour'dan kaynaklanmaktadır. 1745 yılında Kral, Marquise unvanını ona armağan etti ve sonra Marquise de Pompadour olarak mahkemeye sunuldu. Aynı zamanda Paris'te elmas kesiminde yeni bir şekil ortaya çıktı, keşfedildi ve  Marquise de Pompadour' un onuruna  bu kesimin ismine Marquise denildi böylece yeni unvanını popülerleştirdi.

1745'ten beri marquise pırlantanın kesiliyor olması dikkat çekicidir; dünyanın en büyük 100 elmasından hiçbiri  marquise şeklinde kesilmemiştir. Bilinen en büyük marquise  Lesotho Diamond'a kadar izlenebilir ( 601.25 carattı 18 farklı kesim ve ağırlıkta taş üretildi 1969). Lesotho Diamond'dan kesilen üçüncü büyük taş  40.42 karat ağırlığa sahip bir Marquisedi. Belki de en ünlü Marquise Cullinan elmasının altıncı en büyük kesilmiş taşı Cullinan VI olabilir ve sadece 11.50 karattır.

Marquise kesim temel teknik prensip olarak brillianteering olarak 1919 tolkowsky açılarıyla kesilmektedir. Toplam faset sayısı 57 dir.

Marquise günümüzde renk iyileştirme yada terazi koruma gibi sebeplerle Bariontising işlemine yani Barion kesim temel fasetleriyle de modifiye edilebilir.





Abgar Özasi
VİVİD PIRLANTA VE MÜCEVHERAT LTD ŞTİ
ABGAR ÖZASİ MÜCEVHERAT 

17 Ağustos 2017 Perşembe

ELMASIN KİMYASAL YAPISI VE ÖZELLİKLERİ

Elmasın Kimyasal Yapısı ve Özellikleri

www.abgarozasi.com
www.abgarozasi.com


Elmas pahalı fiyatı ve güzel görüntüsüyle en çok merak celbeden maddelerden biridir. Bu yazıda elmasın kimyasal yapısı ve özellikleri üzerinde duracağız.
Elmas kelimesi “ezdim” ya da ”bastırdım” gibi manalara gelen eski Yunancadaki “Adamos” kelimesinden geldiği düşünülmektedir.
Çok güzel bir madde olan elmasın aynı zamanda var olan en eski maddelerden biri olduğunu biliyor muydunuz?
İçinde elmas olan cevher kayalarının yaşı 50 milyon ile 1600 milyon yıl arasında değişmektedir. Elmas madeninin kendisinin varlığı ise 3,3 milyar yıl eskiye dayanmaktadır. Elmas kaç yılda oluşur diye soranlara verilecek bir cevap işte bu. Kömür saklasak kaç yılda elmas olur diye düşünenler bu düşüncelerini tekrar gözden geçirmeliler.

Karbon Atomu ve Elmas

Elmasın kimyasal yapısını anlamak için karbon atomunu temel düzeyde tanıyor olmamız gerekir. Nötr bir karbon (C) atomu 6 proton, 6 nötron ve 6 elektron içerir.
Nötr karbon atomunun elektronik konfigürasyonu 1s22s22p2 şeklindedir. Dizilimde 2p orbitalinde 4 eksik olduğunu görüyoruz. Yani karbon kendini tamamlamak için 4 elektrona ihtiyaç duyar. Kovalent bağ yaptığında karbon 4 tane atoma bağlanır.
Elmas birbirine dörtlü şekilde kovalent bağla bağlı karbon dizisinden meydana gelir. Yani elmasın yapısını oluşturan element karbon elementidir. Her karbon atomu komşu karbon atomlarından eşit mesafedeki katı bir tetrahedral ağ içindedir. Elmasın yapısal birimi, temelde bir küpte düzenlenmiş 8 atomdan oluşur.
elmas karbon dizilimi ve kimyasal yapısı
Şekilde de gösterildiği gibi bu yapı çok kararlı ve katıdır. Bu nedenle elmaslar çok serttir yüksek bir erime noktasına sahiptir.

Elmas Nereden Gelir?

Dünya’da bulunan neredeyse bütün karbonlar yıldızlardan gelir. Elmas içindeki karbonun izotop oranını incelemek, karbon tarihini izlemeyi mümkün kılar. Örneğin, yeryüzünde karbon-12 ve karbon-13 izotoplarının oranı yıldız tozundan biraz farklıdır. Ayrıca, bazı biyolojik işlemler karbon izotoplarını kütleye göre aktif olarak ayırdığından, canlılardaki karbonun izotop oranı, Dünya'nın veya yıldızlarınkinden farklıdır. Böylece çoğu doğal elmas için karbonun mantodan geldiği bilinmektedir.
Ancak birkaç elmas türünün içerdiği karbonun levha tektoniği vasıtasıyla yerkabuğundan çıkan maddelerin mikroorganizmalar tarafından geri dönüştürülmesinden geldiği bilinmektedir.
Bazı karbonlar ise doğrudan meteorlar tarafından yeryüzüne inmiştir. Bu nedenle gök taşlarının elmas içerdiği düşünülmektedir.

Elmasın Kristal Yapısı

Elmasın kristal yapısı yüz merkezli bir kübik veya FCC kafesidir. Her karbon atomu düzenli dört yüzlü (dörtgen prizma) dört diğer karbon atomuna katılır. Kübik form ve atomların simetrik düzenlenişine dayanarak elmas kristalleri, 'kristal alışkanlıkları' olarak bilinen birkaç farklı şekle dönüşebilir.
En yaygın kristal alışkanlığı sekiz-yüzlü oktahedron veya elmas şeklidir. Elmas kristalleri kübik yapının farklı kombinasyonlarından da meydana gelebilir. İki şekil sınıfı dışında, bu yapılar kübik kristal sisteminin elemanlarıdır.
Birincisi düz form elmas kristalidir. İkincisi ise yuvarlak yüzeylere sahip ve uzun biçimli olabilen oymalı kristaller sınıfıdır.
Gerçek elmas kristalleri pürüzsüz yüzlere sahip değildir.
Grafit elmastan sadece birkaç elektron volt daha kararlıdır. Grafiti aktive etmek için gereken enerji ile bütün kristal yapı yıkılıp yeniden inşa edilebilir. Bu nedenle elmas oluştuğunda enerji sınırı çok yüksek olduğu için grafite geri dönüşmeyecektir. Grafit elmastan önceki safhadır.
Karbonlu yapılar yüksek basınç altında milyonlarca yıl kalıp yavaşça elmas kararlılığına gelebilirler.

ABGAR ÖZASİ
VİVİD PİRLANTA VE MÜCEVHERAT LTD. ŞTİ.

20 Haziran 2017 Salı

BASLICA KUYUMDAKI MESLEK VE ZANAATLAR

www.abgarozasi.comDÖKÜM- DÖKÜMCÜ

En eski seri maden şekillendirme yöntemlerindendir. İlk uygulamalar MÖ.2600'de Mezopotamya'da başlamıştır. Temel olarak, eriyik haldeki madenin ısıya dayanıklı bir kabın şekiline göre katılaşmasını sağlayarak işlenmesi sürecidir.
20. y.y da ise gelişmiş gereç ve malzemeler, üretime büyük ölç,de kolaylık ve hız kazandırmıştır.Döküm tekniğinde asıl model önemlidir, hazırda var olan yada yeni bir biçimin çok sayıda üretilmesinde kullanılır.Ana model, bakır , nikel ,ç,nko ve veya gümüş alaşımından yapılır.Ana kalıp kendisini tamamen kapatacak şekilde levha kauçuklarla sabitlenir ve ısıtılarak preslenşr. Kauçuk, soğuduktan sonra ortasındaki ana modele zarar vermeyecek  şekilde  kesilerek ikiye ayrılır ve metal ana model çıkartılır. Kauçuk kalıbın iç yüzeyi ana modelin biçmini aldığından , kalıp içine balmumu enjekte edilerek istenilen sayıda model elde edilebilir.

SADEKAR
Hammaddeyi mamule çeviren usta olarak tanımlanır. Meslek jargonunda ustanın sadeci olarak tabir edildiği de bilinmektedir.Sadekarın tezgahında maden, hiçbir ısıl işlem görmeden,sadece mekanik işlemlerle biçimlendirilir ve herhangi bir mekanik seri üretim tekniği kullanılmaz. Sadekar diğer uzmanlık dallarının tamamını bilir, yapılacak işlemleri bu bilgisiyle üretim akışı içinde yönlendirir.

MIHLAYICI
Madenden elde edilen ürünün tasarımı doğrultusunda değerli veya yarı değerli taşın maden üzerinde taş için ayrılan  boşluklara yerleştirilmesi işlemidir. İşlem üç farklı şekilde olabilir, kasalama sıkıştırma ve mıhlama mücevherin süslenmesi aynı anda iki amaca hizmet etmektedir, Taşı sıkıca sabitleyip madenden ayrılmasını önlemek ve taşın ışığını, rengini ve canlılığını azami şekilde pekiştirmek. Taş biçimi ,cinsi, rengi ,gibi ölçütlerle birlikte mücevherin tasarımına göre farklı yöntemler kullanılarak madene yerleştirilebilir. Evrim geçiren bir işlem türüdür, ustasına göre özelleşebilir. Mıhlama ustasına mıhlayıcı denir. Mıhlama türleri değerli taşın türüne göre alaturka ve alafranga olmak üzere ikiye ayrılır. Alaturka mıhlama sadece elmas için kullanılan elmas işidir.

CİLACI
Cila bir metal aşındırma yöntemidir.Ürünün kullanıma, satışa , teşhire hazır hale getirilmesi sürecinde yüzey bitirme işlemlerinden sonuncusudur. Genellikle zımparadan sonra , perdah tozu cilalayıcı bileşenleriyle dolu fırça ya da döner tekerler kullanılarak metale parlaklığın kazandırıldığı bitirme aşamasıdır. Düz, kusursuz bir yüzey, direkt ışığı eşit oranda ve etkin olarak yansıtacaktır, böylece yüzey çok yantısıcı olacaktır. Bu işleme parlak cila adı verilmektedir. Cila işlemi, fırçalama vb. mekanik aşındırma yöntemleriyle yapılabildiği gibi, günümüzde kimyasal, ultrasonik, elektrolitik yöntemlerle de yapılmaktadır.

KALEMKAR
Madeni levha üzerine çelik kalem darbeleriyle hazırlanan her türlü kakma ve çökertme tekniğiyle yapılan işçiliktir. Kakma işçiliği kalem adı verilen keskin olmayan gereö yardımıyla, çekiçü darbeleriyle levha maden üzerinde  desenler yapma tekniğidir. Kalem ustasına kalemkar denir. Levha üzerine önce serbest elle çizim yapan usta daha sonra levhayı kalem yardımıyla kazıyarak üç boyutlu çizim elde etmiş olur.

MİNECİ
Mine bir maden bezeme tekniğidir. Minecilik veya emayecilik , madeni bir cismin kısmen veya tamamen muhtelif renklerdekş camla kaplanmasıdır. Mine veya emaye, değişik tiplerde ve maden oksitleri tarafından renklendirilmiş camdır. Değişik maden oksitlerinin cam tozlarıyla karıştırılmasından ortaya çıkan bileşim, maden üzerinde istenilen yere doldurulur ve fırınlanır.Camın erime derecesinin,uygulandığı soy metalden daha düşük olmasından yararlanılarak yapılan süsleme tekniğidir.Günümüz mücevher endüstrisinde, çoğunlukla soğuk mine tekniği de uygulanmakta, cam yerine kimyasal boya kullanılmaktadır.

GÜHERSE
Güherse tekniği, levha metal üzerine maden küreciklerin yan yana kaynatılmasıyla elde edilen yüzey komposizyon tekniğidir.İlk örneklerine MÖ. 2500'de Mezopotamya'dan Akdeniz'e yayılarak bir Akdeniz üretim biçimi ve kuyum stili haline gelmiştir. Etrüsk takılarında da sıklıkla uygulandığı bilinmektedir.Bugün Türkiye dahil Akdeniz şeridinde yerel el işçiliği olarak örneklerine rastlanmaktadır.

OCAKÇI
Ocak, altın ve gümüş gibi madenlerin, grafit potalar içinde eritilerek tel veya levha(astar) haline getirdiği yerdir. Ürünün biçimsel özelliklerine göre hammaddenin üretime hazır hale getirilmesi aşamasıdır. Klasik yöntemde altın ve gümüşü eritmek için yüksek ısı gerektiğinden, ocakta taş kömürü kullanılır.Ancak günümüzde makine endüstrisinden faydalanılarak, gaz veya elektrikli fırınlarda bu işlem gerçekleştirilebilmektedir.

MÜBAYAACI
Değiş-tokuş anlamına gelen mübayaa aynı zamanda , has altın ve gümüş satılan yere verilen addır.Kuyumculukta kişi veya firmaların ellerinde bulunduruldukları maddi değeri olan külçeleri belirli bir ücret karşılığında saf metal ile değiştiren kişilere mübayaacı, bu işe ise mübayaacılık denir. Yanlış ayarlanmış madenler veya içinde istenmeyen artıklar bulunan alaşımlar mübayaacıya götürülerek saf metal ile değiştirilir. Mübayaacılar ise müşterilerden  aldıkları karışık  metalleri ifrazcı adı verilen ve saflaştırma( arıtma,rafineleme) işlemini yapan işletmelere ücret karşılığı temizletilir.

RAMATÇI
Ramatçılık gözle görülmeyen altın parçacıklarının yakma yada elektroliz yoluyla geri kazanılması işlemidir. Kuyumcu atölyelerinde altın işlenirken havaya , suya yada toza karışan parçacıkların oranı yüzde beşe kadar çıkabilmektedir.Atölyenin sermayesi madenin miktarı olduğundan, değerli maden kaybının aza indirilmesi adına bu yönteme ihtiyaç duyulmaktadır.Atölyelerden sağlanan atıklar önce yüksek ısıda yakılır . Daha sonra ortaya çıkan küllere, titan kazanlar içinde kimyasal işlem uygulanır ve bu sayede  altın geri kazanılır.Son olarak dipte kalan çamur,gümüş ile birlikte bir potada yüksek ısıda ergitilir. Böylece çamurdaki tüm metaller geri kazanılmış olur.



www.abgarozasi.com

21 Mayıs 2017 Pazar

ELMAS NEDİR,NASIL OLUŞUR VE ÖZELLİKLERİ NELERDİR?



ELMAS NEDİR,NASIL OLUŞUR VE ÖZELLİKLERİ NELERDİR…?


elmas
Elmas, dünyadaki bilinen en sert maddelerden biri olup, maddi değeri yüksektir. Karbon elementinin modifikasyonlarından biridir. Fransız bir kimyacı olan Lavoisier, elması yaktığında çıkan gazın yalnızca karbondioksit olduğunu görmüş ve saf karbon olduğu hükmüne varmıştır. 3547 santigrat derecede eriyen elmasın en belirgin özelliği onun sertliğidir. Sertlik derecesi 10 olan elmas en yüksek orana sahip maddedir.
Bu yüksek sertlik derecesi nedeniyle, diğer tüm mineralleri çizebildiği anlamına gelmektedir. Dolayısıyla, endüstriyel alanda kullanılan bir madde haline de gelmiştir. Bunun yanı sıra, parlaklığı, sertliği ve ışığı mükemmel şekilde kırması nedeniyle takı olarak en revaçta ziynet eşyalarının başında gelmektedir.
Elmas, belirli bir sıcaklıkta ve basınçta oluşmaktadır. Oluşumun gerçekleştiği yerler dünyanın çekirdeğine yakın olan derinliklerdir. Elmasın yaklaşık 1/3’ü değerli taş statüsünde olup, ziynet eşyası olarak, kalan kısmı da endüstriyel amaçlı olarak kullanılmaktadır.
Elmasın özellikleri
Elmas, dünyada bulunan doğal madenlerin en sert olanıdır.
Elmas, saf karbondan oluşmuş kristalize bir mineraldir.
Mükemmel bir iletken olan elmas, aynı zamanda ısı yansıtıcısı ve en saydam maddedir.
Dünyada bilinen en genç elmas yaklaşık 1 milyar yaşında, en yaşlı elmas da 3,5 milyar yaşındadır.
Elmasın ilk kullanımı
M.Ö. 500 yıllarında Hindistan’da çıkarılan elmas, Romalılar tarafından ticareti yapılan bir madde olmuştur. Ortaçağ Avrupa’sında elmasın değeri fark edilince aristokrat kişiler elması elde etmek için her türlü çalışmanın içine girmişlerdir. Bu dönemde elmasın en iyi kalitede olanları Hindistan’da kalıyor, daha az kalitede olanlar Avrupa’ya ulaşıyordu. Bunun neticesinde elmasın parlatılması yoluna gidilmekte ve göz alıcı bir şekle getirilmekteydi.
Elmas Avustralya, Güney Afrika, Botswana, Rusya, Kongo ve Kanada gibi ülkelerde yoğun bir şekilde üretilmektedir. Günümüzde halen en değerli ziynet eşyalarının başında gelmektedir.
Elmas, dünyada kimberlit kayalarında bulunmaktadır. Başka kayaların içinden çıkan elmas, kimberlit kayalarının aşınması ile kayaların değişimi ile oluşmuştur. Kimberlit, magnezyum ve demirden oluşan volkanik kayalara verilen isimdir. Bunların dışında kalsit, olivin, ilmenit, mika gibi maddelerde kimberlit kayasında bulunur.
Elmas nasıl oluşur?
Elmasın, yer kabuğunun hareketi, depremler ve volkanik patlamalar ile yeryüzüne çıktığı düşünülmektedir. Bazı bölgelerde, nehir kumlarına karıştığı da düşünülmektedir. Elmas, dünyada en çok Güney Afrika, Güney Amerika, Endonezya ve Hindistan’dan çıkarılmaktadır. Elmas, diğer mineraller nasıl işleniyorsa öyle işlenmektedir. Elmasın toprak altında dağınık olduğu yerler olduğu gibi, cevher kayaları da vardır. Bu cevher kayalarına borular yollanarak kırılma işlemi yapılır. Çıkarılan balçıklı, kumlu cevher iki işlemden geçer. Öncelikle yoğun bir sıvıda yüzdürülür. Çok ağır olan mineraller dibe çöker. Daha sonra kumlu, çamurlu karışım aşağı yukarı titreşimle elekten geçirilerek elmasın dibe çökmesi sağlanır. Ayrı bir sistem ile hem kesilmiş hem de parlatılmış hale gelen tek mineral elmastır. Birçok elmas minerali kendiliğinden pırlanta olacak durumdadır. Fakat bir kısmı kesilir. Kesilmesi çok dikkat ve titizlik ister.
Elmasın değerini ne belirler?
Elmasın değeri; kesilme, renk, büyüklük ve berraklık ile ilgilidir. Çatlak olup olmaması da çok önemli bir değerdir. Çünkü çatlaklar, ışığın elmasın içine girmesini engellemektedir. Sarı ve kahverengi etki bırakan çatlaklar, bu renk elmasın değerini düşürür. Pembe, menekşe rengi, yeşil elmaslar çok değerli kabul edilir. Elmasın bir diğer özelliği sertliğidir. Mohs değeri, elmasın sertliğini göstermektedir. En yüksek değer 10’dur.  Elmas, A metal özellik gösterir. Erime noktası 3.500 derecedir. Yoğunluğu yaklaşık 3,5 gr/cm3’dür. Elmasın tartılmasında, ölçü birimi karat olarak kullanılmaktadır. 1 karat 205 miligrama eşittir. Işığı kırma özelliğinin fazla olması ve beyaz ışığı renklere ayırma özelliği olması, onu değerli bir ziynet eşyası yapmaktadır.
Elmas ve pırlanta arasındaki fark nedir
Elmas, pırlantanın kesilmemiş ham haline denmektedir. Dünyada en nadir bulunan, yaşı ve simgesel özellikleri itibariyle en anlamlı, göz kamaştıran bir mücevherdir. Her elmas eşsiz ve tektir.
Elmaslar, milyarlarca yıl evvel oluşmuştur. Her elmas milyonlarca hatta milyarlarca yıl yaşındadır. En genci 800 milyon yaşında olan elmasların, dinozorların döneminden bile önce oluştuğu bilinmektedir. Son derece yüksek sıcaklık ve basınç altında yerkabuğunun derinliklerinde kristalleşmiş olan elmas, yanardağların lavlarını püskürtmeleriyle yeryüzüne çıkmış, insanlar tarafından bulunduktan sonra en değerli mücevher olma özelliğini kazandı. Yeryüzüne çıkan elmas, çetin doğa koşullarına da meydan okuyarak varlığını sürdürdü. Bulunan elmaslar hem çok az miktarda, hem de çok azı bir mücevherde kullanılabilecek kaliteye sahip olarak bulunmaktadır. Elmasların çıkarılması çok meşakkatli ve zorlu bir süreçtir. Bir parça elmas çıkarmak için tonlarca toprağın elenmesi gerekmektedir. Çok eskiden elmas, kesilmeden kullanılırdı. Parlak olan kısmı üstte kalacak şekilde yüzüğe yerleştirilirdi ve gizemli bir görünüme sahipti. Teknolojik gelişmelerle birlikte, elmas kesimleri yapılarak çok parlak ve göz alıcı bir şekle sokuldu. Bir elmas, yalnızca diğer bir elmas tarafından kesilebilmektedir. Elmasların kesiliş şekliyle pırlanta ortaya çıkmıştır. Pırlanta ile elmas arasındaki tek fark kesim şeklidir. Yoksa pırlanta, elmasın ta kendisidir. Yani ikisi de aynı taştır. Sadece kesim şekilleri farklıdır. Bilinenin aksine, standartları aynı olan bir pırlanta elmasa nazaran daha değerli ve pahalıdır.
Pırlanta, Marcel Tolkowsky’nin 1919 yılında ortaya çıkardığı elmas kesimine verilen addır. Bu kesim stilinde ışık, taşın içinde kırılmakta ve müthiş bir ışık vererek ışığı yansıtmaktadır. Ülkemizde elmas kesim olarak tanınan kesim şekli, dünyada gül kesim olarak bilinmektedir. Bu kesim şekli, ülkemizde yaygın bir şekilde yapılmış ve nesilden nesile aktarılmıştır. Daha ziyade antik mücevher tasarımlarında kullanılan bu kesimde elmasın altı düzdür ve pırlantadaki gibi bir parlaklığa sahip değildir.


ABGAR ÖZASİ 
VİVİD PIRLANTA VE MÜCEVHERAT LTD ŞTİ