10 Aralık 2017 Pazar

Markiz kesim

www.abgarozasi.comMarkiz

Büyük ışıldamasından dolayı, Marquise her zaman tüm elmas kesimlerinin kraliçesiydi. Modern bölünmüş cephe tekniği daha fazla ışıltıya neden olurdu, ancak bu tekniğin tüm diğer kesimlere uyarlanması Marquise için çok fazla rekabet sundu ve diğer fantazi kesimlerinde ışıltısı ciddi oranda arttı.

Kaynaklara göre Marquise adının kökenini , Fransa kralı Louis XV'in ünlü eşi Madame de Pompadour'dan kaynaklanmaktadır. 1745 yılında Kral, Marquise unvanını ona armağan etti ve sonra Marquise de Pompadour olarak mahkemeye sunuldu. Aynı zamanda Paris'te elmas kesiminde yeni bir şekil ortaya çıktı, keşfedildi ve  Marquise de Pompadour' un onuruna  bu kesimin ismine Marquise denildi böylece yeni unvanını popülerleştirdi.

1745'ten beri marquise pırlantanın kesiliyor olması dikkat çekicidir; dünyanın en büyük 100 elmasından hiçbiri  marquise şeklinde kesilmemiştir. Bilinen en büyük marquise  Lesotho Diamond'a kadar izlenebilir ( 601.25 carattı 18 farklı kesim ve ağırlıkta taş üretildi 1969). Lesotho Diamond'dan kesilen üçüncü büyük taş  40.42 karat ağırlığa sahip bir Marquisedi. Belki de en ünlü Marquise Cullinan elmasının altıncı en büyük kesilmiş taşı Cullinan VI olabilir ve sadece 11.50 karattır.

Marquise kesim temel teknik prensip olarak brillianteering olarak 1919 tolkowsky açılarıyla kesilmektedir. Toplam faset sayısı 57 dir.

Marquise günümüzde renk iyileştirme yada terazi koruma gibi sebeplerle Bariontising işlemine yani Barion kesim temel fasetleriyle de modifiye edilebilir.





Abgar Özasi
VİVİD PIRLANTA VE MÜCEVHERAT LTD ŞTİ
ABGAR ÖZASİ MÜCEVHERAT 

17 Ağustos 2017 Perşembe

ELMASIN KİMYASAL YAPISI VE ÖZELLİKLERİ

Elmasın Kimyasal Yapısı ve Özellikleri

www.abgarozasi.com
www.abgarozasi.com


Elmas pahalı fiyatı ve güzel görüntüsüyle en çok merak celbeden maddelerden biridir. Bu yazıda elmasın kimyasal yapısı ve özellikleri üzerinde duracağız.
Elmas kelimesi “ezdim” ya da ”bastırdım” gibi manalara gelen eski Yunancadaki “Adamos” kelimesinden geldiği düşünülmektedir.
Çok güzel bir madde olan elmasın aynı zamanda var olan en eski maddelerden biri olduğunu biliyor muydunuz?
İçinde elmas olan cevher kayalarının yaşı 50 milyon ile 1600 milyon yıl arasında değişmektedir. Elmas madeninin kendisinin varlığı ise 3,3 milyar yıl eskiye dayanmaktadır. Elmas kaç yılda oluşur diye soranlara verilecek bir cevap işte bu. Kömür saklasak kaç yılda elmas olur diye düşünenler bu düşüncelerini tekrar gözden geçirmeliler.

Karbon Atomu ve Elmas

Elmasın kimyasal yapısını anlamak için karbon atomunu temel düzeyde tanıyor olmamız gerekir. Nötr bir karbon (C) atomu 6 proton, 6 nötron ve 6 elektron içerir.
Nötr karbon atomunun elektronik konfigürasyonu 1s22s22p2 şeklindedir. Dizilimde 2p orbitalinde 4 eksik olduğunu görüyoruz. Yani karbon kendini tamamlamak için 4 elektrona ihtiyaç duyar. Kovalent bağ yaptığında karbon 4 tane atoma bağlanır.
Elmas birbirine dörtlü şekilde kovalent bağla bağlı karbon dizisinden meydana gelir. Yani elmasın yapısını oluşturan element karbon elementidir. Her karbon atomu komşu karbon atomlarından eşit mesafedeki katı bir tetrahedral ağ içindedir. Elmasın yapısal birimi, temelde bir küpte düzenlenmiş 8 atomdan oluşur.
elmas karbon dizilimi ve kimyasal yapısı
Şekilde de gösterildiği gibi bu yapı çok kararlı ve katıdır. Bu nedenle elmaslar çok serttir yüksek bir erime noktasına sahiptir.

Elmas Nereden Gelir?

Dünya’da bulunan neredeyse bütün karbonlar yıldızlardan gelir. Elmas içindeki karbonun izotop oranını incelemek, karbon tarihini izlemeyi mümkün kılar. Örneğin, yeryüzünde karbon-12 ve karbon-13 izotoplarının oranı yıldız tozundan biraz farklıdır. Ayrıca, bazı biyolojik işlemler karbon izotoplarını kütleye göre aktif olarak ayırdığından, canlılardaki karbonun izotop oranı, Dünya'nın veya yıldızlarınkinden farklıdır. Böylece çoğu doğal elmas için karbonun mantodan geldiği bilinmektedir.
Ancak birkaç elmas türünün içerdiği karbonun levha tektoniği vasıtasıyla yerkabuğundan çıkan maddelerin mikroorganizmalar tarafından geri dönüştürülmesinden geldiği bilinmektedir.
Bazı karbonlar ise doğrudan meteorlar tarafından yeryüzüne inmiştir. Bu nedenle gök taşlarının elmas içerdiği düşünülmektedir.

Elmasın Kristal Yapısı

Elmasın kristal yapısı yüz merkezli bir kübik veya FCC kafesidir. Her karbon atomu düzenli dört yüzlü (dörtgen prizma) dört diğer karbon atomuna katılır. Kübik form ve atomların simetrik düzenlenişine dayanarak elmas kristalleri, 'kristal alışkanlıkları' olarak bilinen birkaç farklı şekle dönüşebilir.
En yaygın kristal alışkanlığı sekiz-yüzlü oktahedron veya elmas şeklidir. Elmas kristalleri kübik yapının farklı kombinasyonlarından da meydana gelebilir. İki şekil sınıfı dışında, bu yapılar kübik kristal sisteminin elemanlarıdır.
Birincisi düz form elmas kristalidir. İkincisi ise yuvarlak yüzeylere sahip ve uzun biçimli olabilen oymalı kristaller sınıfıdır.
Gerçek elmas kristalleri pürüzsüz yüzlere sahip değildir.
Grafit elmastan sadece birkaç elektron volt daha kararlıdır. Grafiti aktive etmek için gereken enerji ile bütün kristal yapı yıkılıp yeniden inşa edilebilir. Bu nedenle elmas oluştuğunda enerji sınırı çok yüksek olduğu için grafite geri dönüşmeyecektir. Grafit elmastan önceki safhadır.
Karbonlu yapılar yüksek basınç altında milyonlarca yıl kalıp yavaşça elmas kararlılığına gelebilirler.

ABGAR ÖZASİ
VİVİD PİRLANTA VE MÜCEVHERAT LTD. ŞTİ.

20 Haziran 2017 Salı

BASLICA KUYUMDAKI MESLEK VE ZANAATLAR

www.abgarozasi.comDÖKÜM- DÖKÜMCÜ

En eski seri maden şekillendirme yöntemlerindendir. İlk uygulamalar MÖ.2600'de Mezopotamya'da başlamıştır. Temel olarak, eriyik haldeki madenin ısıya dayanıklı bir kabın şekiline göre katılaşmasını sağlayarak işlenmesi sürecidir.
20. y.y da ise gelişmiş gereç ve malzemeler, üretime büyük ölç,de kolaylık ve hız kazandırmıştır.Döküm tekniğinde asıl model önemlidir, hazırda var olan yada yeni bir biçimin çok sayıda üretilmesinde kullanılır.Ana model, bakır , nikel ,ç,nko ve veya gümüş alaşımından yapılır.Ana kalıp kendisini tamamen kapatacak şekilde levha kauçuklarla sabitlenir ve ısıtılarak preslenşr. Kauçuk, soğuduktan sonra ortasındaki ana modele zarar vermeyecek  şekilde  kesilerek ikiye ayrılır ve metal ana model çıkartılır. Kauçuk kalıbın iç yüzeyi ana modelin biçmini aldığından , kalıp içine balmumu enjekte edilerek istenilen sayıda model elde edilebilir.

SADEKAR
Hammaddeyi mamule çeviren usta olarak tanımlanır. Meslek jargonunda ustanın sadeci olarak tabir edildiği de bilinmektedir.Sadekarın tezgahında maden, hiçbir ısıl işlem görmeden,sadece mekanik işlemlerle biçimlendirilir ve herhangi bir mekanik seri üretim tekniği kullanılmaz. Sadekar diğer uzmanlık dallarının tamamını bilir, yapılacak işlemleri bu bilgisiyle üretim akışı içinde yönlendirir.

MIHLAYICI
Madenden elde edilen ürünün tasarımı doğrultusunda değerli veya yarı değerli taşın maden üzerinde taş için ayrılan  boşluklara yerleştirilmesi işlemidir. İşlem üç farklı şekilde olabilir, kasalama sıkıştırma ve mıhlama mücevherin süslenmesi aynı anda iki amaca hizmet etmektedir, Taşı sıkıca sabitleyip madenden ayrılmasını önlemek ve taşın ışığını, rengini ve canlılığını azami şekilde pekiştirmek. Taş biçimi ,cinsi, rengi ,gibi ölçütlerle birlikte mücevherin tasarımına göre farklı yöntemler kullanılarak madene yerleştirilebilir. Evrim geçiren bir işlem türüdür, ustasına göre özelleşebilir. Mıhlama ustasına mıhlayıcı denir. Mıhlama türleri değerli taşın türüne göre alaturka ve alafranga olmak üzere ikiye ayrılır. Alaturka mıhlama sadece elmas için kullanılan elmas işidir.

CİLACI
Cila bir metal aşındırma yöntemidir.Ürünün kullanıma, satışa , teşhire hazır hale getirilmesi sürecinde yüzey bitirme işlemlerinden sonuncusudur. Genellikle zımparadan sonra , perdah tozu cilalayıcı bileşenleriyle dolu fırça ya da döner tekerler kullanılarak metale parlaklığın kazandırıldığı bitirme aşamasıdır. Düz, kusursuz bir yüzey, direkt ışığı eşit oranda ve etkin olarak yansıtacaktır, böylece yüzey çok yantısıcı olacaktır. Bu işleme parlak cila adı verilmektedir. Cila işlemi, fırçalama vb. mekanik aşındırma yöntemleriyle yapılabildiği gibi, günümüzde kimyasal, ultrasonik, elektrolitik yöntemlerle de yapılmaktadır.

KALEMKAR
Madeni levha üzerine çelik kalem darbeleriyle hazırlanan her türlü kakma ve çökertme tekniğiyle yapılan işçiliktir. Kakma işçiliği kalem adı verilen keskin olmayan gereö yardımıyla, çekiçü darbeleriyle levha maden üzerinde  desenler yapma tekniğidir. Kalem ustasına kalemkar denir. Levha üzerine önce serbest elle çizim yapan usta daha sonra levhayı kalem yardımıyla kazıyarak üç boyutlu çizim elde etmiş olur.

MİNECİ
Mine bir maden bezeme tekniğidir. Minecilik veya emayecilik , madeni bir cismin kısmen veya tamamen muhtelif renklerdekş camla kaplanmasıdır. Mine veya emaye, değişik tiplerde ve maden oksitleri tarafından renklendirilmiş camdır. Değişik maden oksitlerinin cam tozlarıyla karıştırılmasından ortaya çıkan bileşim, maden üzerinde istenilen yere doldurulur ve fırınlanır.Camın erime derecesinin,uygulandığı soy metalden daha düşük olmasından yararlanılarak yapılan süsleme tekniğidir.Günümüz mücevher endüstrisinde, çoğunlukla soğuk mine tekniği de uygulanmakta, cam yerine kimyasal boya kullanılmaktadır.

GÜHERSE
Güherse tekniği, levha metal üzerine maden küreciklerin yan yana kaynatılmasıyla elde edilen yüzey komposizyon tekniğidir.İlk örneklerine MÖ. 2500'de Mezopotamya'dan Akdeniz'e yayılarak bir Akdeniz üretim biçimi ve kuyum stili haline gelmiştir. Etrüsk takılarında da sıklıkla uygulandığı bilinmektedir.Bugün Türkiye dahil Akdeniz şeridinde yerel el işçiliği olarak örneklerine rastlanmaktadır.

OCAKÇI
Ocak, altın ve gümüş gibi madenlerin, grafit potalar içinde eritilerek tel veya levha(astar) haline getirdiği yerdir. Ürünün biçimsel özelliklerine göre hammaddenin üretime hazır hale getirilmesi aşamasıdır. Klasik yöntemde altın ve gümüşü eritmek için yüksek ısı gerektiğinden, ocakta taş kömürü kullanılır.Ancak günümüzde makine endüstrisinden faydalanılarak, gaz veya elektrikli fırınlarda bu işlem gerçekleştirilebilmektedir.

MÜBAYAACI
Değiş-tokuş anlamına gelen mübayaa aynı zamanda , has altın ve gümüş satılan yere verilen addır.Kuyumculukta kişi veya firmaların ellerinde bulunduruldukları maddi değeri olan külçeleri belirli bir ücret karşılığında saf metal ile değiştiren kişilere mübayaacı, bu işe ise mübayaacılık denir. Yanlış ayarlanmış madenler veya içinde istenmeyen artıklar bulunan alaşımlar mübayaacıya götürülerek saf metal ile değiştirilir. Mübayaacılar ise müşterilerden  aldıkları karışık  metalleri ifrazcı adı verilen ve saflaştırma( arıtma,rafineleme) işlemini yapan işletmelere ücret karşılığı temizletilir.

RAMATÇI
Ramatçılık gözle görülmeyen altın parçacıklarının yakma yada elektroliz yoluyla geri kazanılması işlemidir. Kuyumcu atölyelerinde altın işlenirken havaya , suya yada toza karışan parçacıkların oranı yüzde beşe kadar çıkabilmektedir.Atölyenin sermayesi madenin miktarı olduğundan, değerli maden kaybının aza indirilmesi adına bu yönteme ihtiyaç duyulmaktadır.Atölyelerden sağlanan atıklar önce yüksek ısıda yakılır . Daha sonra ortaya çıkan küllere, titan kazanlar içinde kimyasal işlem uygulanır ve bu sayede  altın geri kazanılır.Son olarak dipte kalan çamur,gümüş ile birlikte bir potada yüksek ısıda ergitilir. Böylece çamurdaki tüm metaller geri kazanılmış olur.



www.abgarozasi.com

21 Mayıs 2017 Pazar

ELMAS NEDİR,NASIL OLUŞUR VE ÖZELLİKLERİ NELERDİR?



ELMAS NEDİR,NASIL OLUŞUR VE ÖZELLİKLERİ NELERDİR…?


elmas
Elmas, dünyadaki bilinen en sert maddelerden biri olup, maddi değeri yüksektir. Karbon elementinin modifikasyonlarından biridir. Fransız bir kimyacı olan Lavoisier, elması yaktığında çıkan gazın yalnızca karbondioksit olduğunu görmüş ve saf karbon olduğu hükmüne varmıştır. 3547 santigrat derecede eriyen elmasın en belirgin özelliği onun sertliğidir. Sertlik derecesi 10 olan elmas en yüksek orana sahip maddedir.
Bu yüksek sertlik derecesi nedeniyle, diğer tüm mineralleri çizebildiği anlamına gelmektedir. Dolayısıyla, endüstriyel alanda kullanılan bir madde haline de gelmiştir. Bunun yanı sıra, parlaklığı, sertliği ve ışığı mükemmel şekilde kırması nedeniyle takı olarak en revaçta ziynet eşyalarının başında gelmektedir.
Elmas, belirli bir sıcaklıkta ve basınçta oluşmaktadır. Oluşumun gerçekleştiği yerler dünyanın çekirdeğine yakın olan derinliklerdir. Elmasın yaklaşık 1/3’ü değerli taş statüsünde olup, ziynet eşyası olarak, kalan kısmı da endüstriyel amaçlı olarak kullanılmaktadır.
Elmasın özellikleri
Elmas, dünyada bulunan doğal madenlerin en sert olanıdır.
Elmas, saf karbondan oluşmuş kristalize bir mineraldir.
Mükemmel bir iletken olan elmas, aynı zamanda ısı yansıtıcısı ve en saydam maddedir.
Dünyada bilinen en genç elmas yaklaşık 1 milyar yaşında, en yaşlı elmas da 3,5 milyar yaşındadır.
Elmasın ilk kullanımı
M.Ö. 500 yıllarında Hindistan’da çıkarılan elmas, Romalılar tarafından ticareti yapılan bir madde olmuştur. Ortaçağ Avrupa’sında elmasın değeri fark edilince aristokrat kişiler elması elde etmek için her türlü çalışmanın içine girmişlerdir. Bu dönemde elmasın en iyi kalitede olanları Hindistan’da kalıyor, daha az kalitede olanlar Avrupa’ya ulaşıyordu. Bunun neticesinde elmasın parlatılması yoluna gidilmekte ve göz alıcı bir şekle getirilmekteydi.
Elmas Avustralya, Güney Afrika, Botswana, Rusya, Kongo ve Kanada gibi ülkelerde yoğun bir şekilde üretilmektedir. Günümüzde halen en değerli ziynet eşyalarının başında gelmektedir.
Elmas, dünyada kimberlit kayalarında bulunmaktadır. Başka kayaların içinden çıkan elmas, kimberlit kayalarının aşınması ile kayaların değişimi ile oluşmuştur. Kimberlit, magnezyum ve demirden oluşan volkanik kayalara verilen isimdir. Bunların dışında kalsit, olivin, ilmenit, mika gibi maddelerde kimberlit kayasında bulunur.
Elmas nasıl oluşur?
Elmasın, yer kabuğunun hareketi, depremler ve volkanik patlamalar ile yeryüzüne çıktığı düşünülmektedir. Bazı bölgelerde, nehir kumlarına karıştığı da düşünülmektedir. Elmas, dünyada en çok Güney Afrika, Güney Amerika, Endonezya ve Hindistan’dan çıkarılmaktadır. Elmas, diğer mineraller nasıl işleniyorsa öyle işlenmektedir. Elmasın toprak altında dağınık olduğu yerler olduğu gibi, cevher kayaları da vardır. Bu cevher kayalarına borular yollanarak kırılma işlemi yapılır. Çıkarılan balçıklı, kumlu cevher iki işlemden geçer. Öncelikle yoğun bir sıvıda yüzdürülür. Çok ağır olan mineraller dibe çöker. Daha sonra kumlu, çamurlu karışım aşağı yukarı titreşimle elekten geçirilerek elmasın dibe çökmesi sağlanır. Ayrı bir sistem ile hem kesilmiş hem de parlatılmış hale gelen tek mineral elmastır. Birçok elmas minerali kendiliğinden pırlanta olacak durumdadır. Fakat bir kısmı kesilir. Kesilmesi çok dikkat ve titizlik ister.
Elmasın değerini ne belirler?
Elmasın değeri; kesilme, renk, büyüklük ve berraklık ile ilgilidir. Çatlak olup olmaması da çok önemli bir değerdir. Çünkü çatlaklar, ışığın elmasın içine girmesini engellemektedir. Sarı ve kahverengi etki bırakan çatlaklar, bu renk elmasın değerini düşürür. Pembe, menekşe rengi, yeşil elmaslar çok değerli kabul edilir. Elmasın bir diğer özelliği sertliğidir. Mohs değeri, elmasın sertliğini göstermektedir. En yüksek değer 10’dur.  Elmas, A metal özellik gösterir. Erime noktası 3.500 derecedir. Yoğunluğu yaklaşık 3,5 gr/cm3’dür. Elmasın tartılmasında, ölçü birimi karat olarak kullanılmaktadır. 1 karat 205 miligrama eşittir. Işığı kırma özelliğinin fazla olması ve beyaz ışığı renklere ayırma özelliği olması, onu değerli bir ziynet eşyası yapmaktadır.
Elmas ve pırlanta arasındaki fark nedir
Elmas, pırlantanın kesilmemiş ham haline denmektedir. Dünyada en nadir bulunan, yaşı ve simgesel özellikleri itibariyle en anlamlı, göz kamaştıran bir mücevherdir. Her elmas eşsiz ve tektir.
Elmaslar, milyarlarca yıl evvel oluşmuştur. Her elmas milyonlarca hatta milyarlarca yıl yaşındadır. En genci 800 milyon yaşında olan elmasların, dinozorların döneminden bile önce oluştuğu bilinmektedir. Son derece yüksek sıcaklık ve basınç altında yerkabuğunun derinliklerinde kristalleşmiş olan elmas, yanardağların lavlarını püskürtmeleriyle yeryüzüne çıkmış, insanlar tarafından bulunduktan sonra en değerli mücevher olma özelliğini kazandı. Yeryüzüne çıkan elmas, çetin doğa koşullarına da meydan okuyarak varlığını sürdürdü. Bulunan elmaslar hem çok az miktarda, hem de çok azı bir mücevherde kullanılabilecek kaliteye sahip olarak bulunmaktadır. Elmasların çıkarılması çok meşakkatli ve zorlu bir süreçtir. Bir parça elmas çıkarmak için tonlarca toprağın elenmesi gerekmektedir. Çok eskiden elmas, kesilmeden kullanılırdı. Parlak olan kısmı üstte kalacak şekilde yüzüğe yerleştirilirdi ve gizemli bir görünüme sahipti. Teknolojik gelişmelerle birlikte, elmas kesimleri yapılarak çok parlak ve göz alıcı bir şekle sokuldu. Bir elmas, yalnızca diğer bir elmas tarafından kesilebilmektedir. Elmasların kesiliş şekliyle pırlanta ortaya çıkmıştır. Pırlanta ile elmas arasındaki tek fark kesim şeklidir. Yoksa pırlanta, elmasın ta kendisidir. Yani ikisi de aynı taştır. Sadece kesim şekilleri farklıdır. Bilinenin aksine, standartları aynı olan bir pırlanta elmasa nazaran daha değerli ve pahalıdır.
Pırlanta, Marcel Tolkowsky’nin 1919 yılında ortaya çıkardığı elmas kesimine verilen addır. Bu kesim stilinde ışık, taşın içinde kırılmakta ve müthiş bir ışık vererek ışığı yansıtmaktadır. Ülkemizde elmas kesim olarak tanınan kesim şekli, dünyada gül kesim olarak bilinmektedir. Bu kesim şekli, ülkemizde yaygın bir şekilde yapılmış ve nesilden nesile aktarılmıştır. Daha ziyade antik mücevher tasarımlarında kullanılan bu kesimde elmasın altı düzdür ve pırlantadaki gibi bir parlaklığa sahip değildir.


ABGAR ÖZASİ 
VİVİD PIRLANTA VE MÜCEVHERAT LTD ŞTİ

30 Nisan 2017 Pazar

PIRLANTADA FLORESAN

"Hey bakın !! Bu elmas radyoaktif! "
Süslü aydınlatmalı karanlık bir restoranda yada akşam yemeğinde nişanlınıza nişan yüzüğünü sunduğunuzda duymak istediğiniz şey olmaz. Bununla birlikte, elmasdaki "fluoresan" fenomeninin, ne olduğunu anlarsanız, oldukça hoş bir şey olabilir.

www.abgarozasi.com Mücevher kalitesinde elmasın yaklaşık üçte biri, UV ışığına maruz bırakıldığında lüminesans(ışıldama) oluşturur. Çoğu durumda, UV ışığı kaynağı çıkarıldığında lüminesans(ışıldama) durur; Bu fenomen floresans olarak bilinir. Elmaslar hem uzun hem de kısa dalga UV ışığında floresans gösterirler, ancak uzun dalga UV ışığına maruz kaldıklarında daha yoğun floresan olma eğilimindedirler.

Pırlantada floresans, bor moleküllerinin moleküllere enerji aktaran mor ötesi ışıklarla uyarılmaları sonucu  açığa çıkan mor, yeşil, sarı ve kırmızı ısıldamadır. Işık çubuklarında da aynı kavram kullanılır, ancak etkinin elmaslarda daha havalı olduğunu düşünüyorum çünkü doğal olarak oluşan bir fenomenin sonucudur floresans.

Floresans, özellikle daha sıcak (J K L M ) renkleri olan birçok elmasın güzelliğini artırabilen bir özelliktir. Gemological Institute of America'ya göre, mücevher elmasının yaklaşık% 50'si, ultraviyole (UV) ışığa maruz kalma gibi özel aydınlatma koşullarında görülebilecek kadar flüoresanı içerir. Tüm mücevher kalitesinde elmasların% 10'dan azı, akkor (sıcak) ışık altında (ultraviyole içinde düşük) ve güneş ışığı veya flüoresan ışığında (ultraviyole içinde yüksek) bakıldığında elmas renkleri arasında gözle görülür bir fark yaratmak için yeterince flüoresan verir.

Güçlü Mavi Floresansın Etkileri:
D - H rengindeki bir elmastaki güçlü mavi floresans, elmasın sisli veya yağlı görünmesine neden olabilir, ancak bu gibi durumlar son derece nadirdir. Aslında, pazardaki tüm elmasların% 2'sinden azının, taş parlaklığını azaltacak kadar yüksek seviyede flüoresan seviyesine sahip olduğu tahmin edilmektedir. Böyle bir elmasın sahibi, hayal kırıklığı yaşayabilir. Bununla birlikte, bu her zaman geçerli değildir, çoğu zaman güçlü mavi flüoresan elması negatif bir şekilde etkilemez ve sıklıkla bir elmasın renk görünümünü iyileştirecektir. Floresanslı  elmas bireysel olarak değerlendirilmesi gereken bir faktördür. Floresans Bizi kandırabilir, Floresansın farkında olmak ve daha sonra, elmas üzerindeki etkisinin olumlu veya olumsuz olup olmadığını belirlemek yada hiç etkisinin olmadığına karar vermek için elması görmek önemlidir.

Güçlü(Strong) mavi flüoresanslı soluk sarı renkli(J K L M) elmasın rengi genellikle beyaza benzer. Çok parlak mavi flüoresan bulunduğundan, gün ışığında beyaz veya mavileşmiş gibi görünen, Q renginde (çok açık sarı) derecelenmiş elmas görmüşlüğüm var. Bu tür elmaslara bazen "premium öncelikli elmas pırlanta" denir ancak bunu aklınızda  sadecebir "sıfat" olarak tutun bu tip pırlantalar perakandeci tarafından daha pahalı satılmaya çalışılabilir, bu nedenle alırken fiyatına ve sertifikasına dikkat edin.

Floresan Algılama:
Bir elması internetten satın alan birçok insan, internetteki listeden yargılayamayacakları bir faktör olması nedeniyle, herhangi bir floresansa sahip elmaslardan uzak durmaya meyillidir. Ancak kuyumcu mağazamız olduğunda kişisel olarak karşılaştığımız insanların birçoğu, elmas üzerine olumsuz bir etki yaratmayan flüoresanı gördükten sonra, elmasları flüoresan olsa dahi satın alır. Aslına bakarsanız karanlık ortamda florensanslı elmas çok hoşta durabilir. Şimdiye kadar tanıştığım Elmas endüstrisindeki birçok profesyonel ve bağımsız GIA Lisansüstü Gemologları, çeşitli derecelerde mavi flüoresans sergileyen elmasları eşlerine armağan ediyor yada bayansa kendileri tercih ediyorlar ;floresans olumsuz bir faktör olsaydı, biz profesyoneller olarak kendimiz için flüoresanlı elmas satın almazdık.

Güçlü (STRONG) mavi flüoresanslı elmaslar, elmas doğrudan güneş ışığında (yüksek UV) bir yan profilden görüntülendiğinde genellikle yumuşak lavanta mavisi tonunu gösterir. Güçlü mavi flüoresan tarafından sağlanan lavanta mavisi rengi oldukça hoş olmasına rağmen çoğu insanın farkına varması oldukca zordur.

Tabiki tercih yinede siz müşterilerimizin !!! Ben size yine gerçekleri anlatmış olayım...


Abgar ÖZASİ

ABGAR ÖZASİ MÜCEVHERAT


www.abgarozasi.com


9 Nisan 2017 Pazar

İSTANBUL İŞİ MÜCEVHER

Saray mesnupları ve dönemin ileri gelenleri mücevher talebini yaratan en önemli kitlelerdir. Bugünkü anlamda sıradan halkın ne oranda mücevhere erişimi olduğu çok bilinmemektedir.Görsel kaynaklardan; 17. yüzyılın sonunda Osmanlı kadınları arasında inci kullanımının çok yaygın olduğu;yaşmak üzerine takılan mücevherler ile küpelerde de incinin tercih edildiği anlaşılmaktadır. Geç 18. yüzyıldan 20. yüzyıl başına kadar ortasında madalyonu bulunan choker kolyeler, dize kadar uzanan  zincir, yaşmak üzerine takılan iğnelerin  yaygın olarak kullanılmakta olduğu görülür. Kapalıçarşı veya istanbul ekolu hemen her tekniği, biçimi ve malzemeyi kullanabilen, işleyebilen, eklektik bir tarzı temsil eder.Bugün bir istanbul ekolünden bahsederken geleneksel üretim tekniklerinin ürün  tipolojilerinin oluşmasında belirleyici rol oynadığını rahatlıkla söyleyebiliyoruz.
Ham elmasın alaturka mıhlama tekniği ile madene yerleştirildiği divanhane çivisi, mekik ve gül yüzükler Osmanlı beğenisinin günümüze birer yansımasıdır.





ABGAR ÖZASİ

www.abgarozasi.com

ELMAS TİPLERİ VE HPHT-CVD İŞLEMLERİ-3

Elmas Çeşitleri  Doğal Oluşumu
Doğal elmasların büyük çoğunluğu azot bakımından zengin plastik deforme uğramış tip Ia kahverengi elmaslardır. Bu elmaslar farklı şekillerde azot içeren
ve en yaygın karışık 'IaABB  türüne aittir. tüm doğal elmasların yaklaşık% 98'inin
'tipi IaABB dir. Bunların yaklaşık% 90'ı yüksek azotlu elmasların
1000 ppmden daha fazla azot içeren elmas türleridir. Doğada pür,kusursuz elmas türleri  çok nadirdir.  Saf tip IAA elmasın doğal oluşumu 0.05% den daha azdır.
(Bokiy ve ark., 1986).Natural elmasların %0.2 den fazlası pür tip IAB olamaz.
Tip Ia + Ib elmasları C kusurlarının hakim olduğu konsantrasyonda nadirdir ve bunlar doğal taşların yaklaşık% 0,8'ini oluşturmaktadır. Ib tipi olarak nitelendirilen doğal elmaslar, tüm doğal elmasların% 0.1'den fazlasını içermemekle beraber, çok nadirdir. Ib tipi elmas olarak sınıflandırılmasına rağmen, bu tipteki tüm doğal elmaslar genellikle ölçülebilir en az konsantrasyonlarda  A kusuru içerir(Schmetzer 1999a; Collins 2001). Buna karşın, C kusurlarının ölçülebilir içeriğine sahip doğal elmaslar nadiren B kusurları içerir.Bununla birlikte, karışık tip IaABB 'elmasları az miktarda C kusurlu içerebilir.Özellikle düşük C defekt içeriği olan doğal elmaslarda B ve B 'kusurları hakim durumdadır.

Düşük-azotlu elmaslarda A-, B- ve C kusurları nadiren bulunurlar Kahverengiden sarıya renkler ve düşük azotlu çamelon renkli elmaslarından oluşmaktadır. Tüm kümelenme biçimlerinde azot varlığı,B kusurlarının doğal olarak meydana gelen ayrışması sırasında hareketli çıkıklar tarafından Elmasın dünyada yaşadığı plastik deformasyonla açıklanır.

Aynı anda A-, B- ve C kusurlarını konsantrasyonlarda içeren elmaslar IR emiliminde ölçülebilir, ABC elmas olarak adlandırılır (Şekil 2.3).Düşük azotlu elmas doğada nadirdir. Tip IIa elmaslar, büyük elmas yataklarındaki tüm elmasların% 2'sinden daha azını oluşturmaktadır. Düşük azotlu ve IIa tipi elmasların göreceli sayısı boyutu ile birlikte artar. Pek çok büyük kesim pırlanta en büyük ve en ünlülerde dahil olmak üzere tip 2a dan meydana gelmiştir örnek olarak: AltınJubilee (545,7 karat), Cullinan I (530,2 karat), Cullinan II (317,4 karat), Yüzüncü(273.8 karat), De Beers Millennium Yıldız (203 karat).

DEVAMI GELİCEK

ABGAR ÖZASİ

www.vividpirlanta.com

19 Mart 2017 Pazar

EHL-İ HIREF

Osmanlıda Ehli Hiref Teşkilâtı

ehli-hiref
Arapça bir kelime olan Ehl-i Hiref kelimesi “ehl” ve “hiref ” sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur. Ehil: mâlik, sakin, muktedir, Hiref ise: hırfet kelimesinin çoğulu olup sanat manasına gelmektedir. Erbab-ı hırfet; sanatkârân esnaf, yani sanat erbabı demektir. Ehl-i Hiref ise yine bu kabilden sanat erbabını ifade etmek için kullanılmaktadır.
Ehl-i Hiref-i Hassa Teşkilâtı, Osmanlı kültür tarihinin belki de en önemli kurumlarından bir tanesidir. Sarayın himayesinde kurulan bu teşkilât pek çok sanat grubunu içinde barındırmıştır. Osmanlı devrinin en güzel sanat eserleri bu grubun elinden çıkmıştır. Bursa ve Edirne saraylarında da sanatkârlar olduğu gibi, bu cemaatin örgütlenmesinin tamamlanması II. Bayezid dönemine denk gelmektedir. Sanatkârlar genellikle padişahın ve Enderun ağaları gibi saray halkının verdiği tamir işleri ve siparişler doğrultusunda eserler vermişlerdir. Siparişler verilirken, desen, renk gibi ayrıntılar verilir, sanatkârlar ona göre eser çıkartırlardı.
Ehl-i Hiref Teşkilâtı, usta ve çıraklardan oluşan bir cemaatler bütünüdür. Her sanat grubunun ser bölüğü (bölükbaşı), ser odası (odabaşı), kethüdâsı ve çırak grubu bulunmaktadır. Bu durum genel olarak böyle olmakla birlikte, sadece ustalardan oluşan cemaatler de mevcuttur. Ancak bu cemaatler kendi hallerinde olmayıp, faaliyetlerini belli bir usule göre yaptıkları muhakkaktır. Bazı ustaların saray dışında Edirne Sarayı'na ya da başka sancaklara da giderek faaliyette bulundukları da bilinmektedir.
Ehl-i Hiref Teşkilâtı'ndan Serhâzin-i Enderun bir diğer adıyla hazinedârbaşı ve yardımcısı, hazine kethüdâsı sorumlu idi. Genellikle Has Odalılardan seçilen hazinedârbaşı; içerisinde çok değerli mücevher, kumaş, altın gibi değerli eşyaların bulunduğu Enderun Hazinesi‟nin de başında bulunuyordu. Hazinedârbaşı, sanatkârların maaşlarını verdiği gibi, padişahın özel isteklerini ustalara iletir ve malzemelerini de karşılardı. Yapılan işleri takip etmek ve cemaatlerde görevlendirilecek kişileri seçmek de hazinedârbaşının görevleri arasındaydı. Yeteneklerine göre başka cemaate geçecekler, teşkilâta yeni alınacaklar ve yapılan tüm terfiler onun arzı ile gerçekleşmekteydi. Saray hazinesinin en yetkili kişisi olarak seferlere padişah ile birlikte iştirak eder, padişahın namaz kılacağı camilere önceden giderek, hazırlık yapardı. Başka bir göreve atandığında veya görev süresi dolduğunda, hazineyi tüm ayrıntıları ile sayarak teslim etmek zorunda idi.

Ehli Hiref Teşkilâtı’na Sanatkâr Temini

Ehl-i Hiref Teşkilâtı'nda faaliyet gösterecek olan kişiler, devşirmeler arasından seçilir, becerilerini kabul ettirmiş olanlar da teşkilâta girmeye hak kazanırdı. Acemi Ocağı'nda yetişen gençler yeteneklerine göre farklı konumlara yükselmişler, içlerinden sanata yetenekli olanlar da Ehl-i Hiref Teşkilâtı'na alınmıştır.
Ehl-i Hiref Teşkilâtı kendi ustalarını bünyesinde yetiştiren bir kurum olduğu gibi, dışarıdan da pek çok yabancı sanatçı bu teşkilâta dâhil olmuştur. Seferler sırasında ustalıkları ile padişahlardan takdir görenler, saraya getirilmiştir. Özellikle İranlı sanatçıların, Osmanlı minyatür sanatında ortaya koydukları üslup dikkate değerdir. Zira incelenen defterlerdeki yabancı memleket isimleri farklı memleketlerden gelen pek çok sanatkârın olduğunun kanıtıdır. Nitekim Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Seferi'nden dönüşte Tebriz'den çok sayıda sanatkârı İstanbul'a getirdiği ve onlara çalışma ortamı sunduğu bilinen bir vakıadır.
İstanbul'daki çarşı esnafından da sanatlarında ehil olanlar zaman zaman saraya çağırılmış, faaliyetlerini burada sürdürmüşlerdir. Bu bakımdan saray sanatkârları ile çarşı esnafının birbirleri ile bağlantılı iki kurum olduğu söylenebilir. Bunda iki kurumun da sarayın denetimi altında olmasının payı büyüktür. Saray sanatkârlarının saray hizmetinde çalışması gibi, çarşı esnafı da, ihtiyaç dâhilinde sarayın gereksinimlerini karşılamıştır. Çarşı esnafı olarak bilinen esnaf loncaları da tıpkı saraydaki gibi usta-çırak ilişkisi dâhilinde yetiştirilmiştir. Ahîlik geleneğine göre yetişen ustalar, saraydaki faaliyetlerini de bu disiplin çerçevesinde sürdürmüştür. Genel olarak devşirmelerden alınıp temelden yetiştikleri görülse de teşkilâta sonradan dâhil olup sanat öğrenenler de mevcuttur.

Ehli Hiref Teşkilâtı’nın Ücretlendirilmesi

Sanatkârlar maaşlarını üçer aylık dönemlerde hazinedârbaşı vasıtasıyla alırlardı. Ödemeler ikinci avluda bulunan Divanhâne'de yapılırdı.Üç aylık maaşları dışında yaptıkları işlere göre de ücret alırlardı. En yüksek ve en düşük ücret ortaya koydukları çalışma ile paralel bir Şekilde gitmekteydi. Kimi zaman en yüksek maaşı o cemaatin ser bölüğü veya kethüdâsı alırken, bazı durumlarda onlardan daha yüksek ücret alanlar da görülmekteydi. Bununla birlikte, ücretleri sabit kalan ustalar da mevcuttu. Sonuç olarak ücret konusunda belli bir usulün yanında, herkes yaptığı işin hakkını alırdı. Bu da sarayın sanatkârı ihya ve teşvik etmesi bakımından oldukça önemlidir.
Sanatkârların, diğer alanlarda olduğu gibi devletin belli kademelere yükselme hakları da vardı. Zaman zaman padişahların bazı sanatkârların devletin belirli kademelerine gelmelerini desteklediği görülmektedir.
Sanatkârlar, rutin işlerinin dışında yaptıkları eserleri padişaha hediye olarak da sunmuşlardır. Bu hediyeler arasında tabak, eyer, sandık, kalkan, ibrik gibi çok çeşitli hediyeler bulunmaktadır. Ustalar aldıkları ücret dışında padişah tarafından samur kürk gibi hediyelerle de ödüllendirilmişlerdir. Ayrıca cülus törenlerinden sonra da diğer
bölüklerle birlikte bahşiş almışlardır.

Ehli Hiref Teşkilâtı’nın Çalışma Mekânları

Saray atölyelerinin yeri konusunda çeşitli görüşler vardır. Özellikle en önemli atölyelerin başında gelen nakkaşhânenin yeri konusunda muhtelif düşünceler ileri sürülmüştür. Eski bir Bizans kilisesi olan Arslanhâne binasının üst katının nakkaşhâne olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Sarayın dışında yer alan Arslanhâne'nin, yabanî hayvanların tutulduğu bir mekân olarak kullanıldığı, üst katının ise nakkaşlara tahsis edildiği görüşü hâkimse de nakkaşhânenin, Arslanhâne‟nin içerisinde değil de yanındaki bir binada olduğunu ileri süren görüşler de vardır. Evliya Çelebi, seyahatnâmesinde Arslanhâne'ye bitişik bir terzi atölyesi olduğundan söz etmiĢtir. Nakkaşhânenin de Arslanhâne'nin üst katında yer aldığını söyleyen Çelebi, bütün saray nakkaşlarının bin kişi olduğunu, bunların evlerinde oturduğundan bahseder. Atölye olarak Arslanhâne gibi bir binanın neden seçilmiş olduğu konusu dikkate değer bir husustur. Ancak bu konuda yapılan çalışmalarda henüz bu konuya açıklık getirilememiştir. Ayrıca sarayın birinci avlusunda da mücevher imalatının yapıldığı, yabancı devletlere gönderilecek hediyelerin hazırlandığı bir atölye mevcuttu. Bu atölyelerin dışında, Beyazıt'taki Tavuk Pazarı'nda bir dokuma atölyesi, Eğrikapı ile Tekfur Sarayı arasında da bir cam atölyesi bulunmaktaydı. Saray terzilerinin atölyesi Alay Köşkü'nün karşısında bir bölgede, Câmeşûyân-ı Hassa cemaatinin çamaşırhânesi de sarayın içerisinde şimşirlik tarafında bir bodrum katında bulunuyordu.

kaynakca: https://circlelove.co/osmanlida-ehli-hiref-teskilati/
alıntırdır!!!

ABGAR ÖZASİ

SARAY KUYUMCULUĞU

SARAY KUYUMCULUĞU
Saray kuyumculuğu,saray atölyelerine bağlı olarak çalışan,sarayın ihtiyaçlarını karşılayan ve en kalabalık dönemini 16. yüzyılda yaşamış olan  Ehl-i Hıref teşkilatı içinde yer alan meslek gruplarının bir koludur.Saray atölyelerinde çalışan Cemaati- Rum mensuplarının Moldovya,Bosna,Arnavutluk,Macaristan ve Gürcistan'dan,Cemaat-i Acem mensuplarının ise İran ve özellikle de Tebriz'den geldikleri bilinir.Kalcılık,kezzabcılık,ramatcılık gibi kuyumculukla ilişkili bazı uzmanlıklar ise bütünüyle Yahudilerin tekelindedir.Erken dönemde üslüp olarak Timurlu ve Safevi etkileri yoğun olsada,16. yüzyıl sonuna gelindiğinde,'Osmanlı Kuyumculuğu' olarak tarif edilebilecek bir üretim oluşmuştur.Saray mücevherlerini yönlendiren unsur sarayın beğenisidir,tasarım çizgisi hükümdar beğenisiyle şekillenmiştir.Osmanlı Sarayı'nda aile yadigarı niteliğinde olan mücevherlerin vefat durumunda hazineye iade edildiği bazılarının ise şahsi mülk sınıfında olduğu bilinir.Haremdeki kalfa ve cariyelere hediye edilen mücevherler kendi mülkleri olarak kabul edilmiştir.

ABGAR ÖZASİ
VİVİD PIRLANTA VE MUC. LTD. STİ.



www.abgarozasi.com

KUYUMCU VE MUSTERILERE TAVSIYELER


MÜŞTERİNİN DOĞRU TASARIMI SEÇME VEYA TASARLAMASI 


Müşteriler genellikle mücevher türüne ilişkin, el, boyun veya yüzün şeklini değiştirecek veya altın veya incilerin hangi renginin cilt tonuna en uygun  görüneceği konusunda kuyumcularından  tavsiye isterler. Eğer müşterinize doğru tavisiyeler sunabilirseniz satış işleminiz çok daha kolay gerçekleşebilir.

GÖZ  YANILMASI

Bir kuyumcu olarak, optik yanılsamaların tasarımında önemli bir rol oynadığını ve yüzük veya bilezikli bir elin bütüncül görselliğe ve göze hoş geldiğini (güzel) bilmeniz gerekir.Ayrıca, birkaç temel yüz, el ve boyun tipi vardır ve oval yüz tipi göze  en hoş gözüken yüz tipidir.

Yüzdeki aksesuarlar bu nedenle yanılsamaları oval bir şekil haline getirmelidir. Doğru kuyumcu seçilmezse, parmaklarınız veya bilekleriniz çok kısa veya uzun gözükebilir fakat iyi bir kuyumcu tavsiyesi parmak ve bilek  boyunuzu daha normal gösterebilecektir.. Optik illüzyonlar aşağıdaki çizimlerle açıklanmaktadır.



Kutunun içindeki kare  soldakinden daha büyük görünüyor. Sağdaki Meydanı düzleştirmişken soldaki kare daha yüksek görünüyor.. Sağdaki Meydanı düzleştirmişken soldaki kare daha yüksek görünüyor.

Yukarıdaki ilkeler, belirli bir yüz türü, boyun veya el için mücevher tasarlarken veya seçerken de uygulanmalıdır. Aşağıdaki eskizler kendiliğinden açıklayıcıdır.





EL TİPİ

Geniş bir elde, uzun ince bir yüzük , gözü hareket ettirerek parmağınızın daha uzun görünmesini sağlar. Eller geniş yüzüklerde daha kısa görünür.


MÜCEVHER MÜŞTERİNİZDE CİLT SORUNLARI YAPAR Mİ?

*Bazı insanlar mücevheri bir süre taktıktan sonra kızarıklık, kabarma veya kuru ve kaşıntı ile ilgili problemler yaşarlar. Bu durum iki çeşit olabilir.

*Bir kişi kontak dermatit olabilir; Kontakt dermatit bir maddenin teması sonucu ciltte ortaya çıkan kızarıklıklar ve döküntülerdir. Genelde belli bir maddenin cildi tahriş etmesi ile oluşur. Bu maddeler sabun, kozmetik ürünleri, takılar veya ısırgan otu gibi bazı bitkiler olabilir.
. Bu tür durumlarda genellikle mücevheratın sıkça yıkanması ve cildin etkilenen bölgelerinde fazla kozmetik ve losyon bulunmamasından veya yuzuklerin düzgün boyutlandırılmasından sonra tedavi edilebilir.

*Diğer bir deri durumunda ise, nikel dermatit olarak bilinir. Bu durumda, kullanıcı beyaz altının bazı alaşımlarında ortak bir bileşen olan nikele alerjisi vardır, 14 k altındaki sarı altın ve kostüm mücevherat yani bijüterinin neden olması kuvvetle muhtemeldir. Mücevherde nikelin gerçekten nikel dermatite neden olduğundan emin olmak için bir dermatologla görüşmesi önerilir.

*Soruna bir çözüm, nikel siz mücevher takmaktır. Alternatif olarak, nikel açısından zengin maddenin alt kısmı rodyum, saf sarı altın veya daha az masraflı, şeffaf oje ile döşenebilir.


CİLT RENGİ İLE ALTIN UYUMLULUĞU

Altın takı-beyaz, yeşil, kırmızı veya sarı?

*Geleneksel altın takı renkleri sarıdır ve altının dini anlamı olan kültürlerde sarıdan başka renk kabul edilebilir değildir. 90'lı yıllarda moda' beyaz '' görünümlü takılara yöneldikten sonra platin ve beyaz altın takılar popüler hale geldi. 2008'de platin  fiyatında meydana gelen çarpıcı azalma platin mücevher seçmek için daha önce olduğundan çok daha fazla tüketiciye izin verdi. Platin fiyatı düşük seviyelerde kalırsa mücevherde bir süre daha '' beyaz '' trendi devam edebilir.

*Bununla birlikte, moda değişiklikleri ve sarı altın eski popülerliğini geri kazanabilir. Sarı altın alaşımları yoğun koyu sarıdan soluk sarıya veya yeşilimsi veya kırmızımsı renkte sarıya kadar çeşitli renklerde mevcuttur. Hatta kırmızı, pembe veya siyah altın alaşımları mevcuttur.

Örneğin, pembemsi bir cilt, kırmızı veya solgun sarı renklerle iyi görünmezken, koyu veya bronzlaşmış ciltler, sıcak rengin tamamladığı bir altın rengini gösterecektir.

 Beyaz altın bile, alaşıma, yüzey dokusuna ve rodyum ile kaplanmış olup olmadığına bağlı olarak farklı tonlarda beyaza sahip olabilir. Gri altın rengi genellikle kırmızımsı veya sarımsı derilere iyi gelir.


DÜZELTİLEN PARMAK ÖLÇÜSÜ KÜÇÜK SORUNLARIN YARATTIĞI BÜYÜK PROBLEMLER


Bir yüzük yeniden boyutlandırıldığında, oldukça rahatsız olan bir müşterinin ertesi gün şikayetçi olacağı bir durum olabilir: Pırlantamı kaybettim! vb. İlk satışınız esnasında yüzüğün boyu yapılmamış olabilir. Bununla birlikte, yüzüklerin yeniden boyutlandırılması talebi düzenli olarak müşteriler tarafından gerçekleşir. Bir kuyumcunun, başlangıçta doğru ölçü boyu alması ve yüzüğün yeniden boyutlandırılmasından sonra gerekli kalite kontrolünü yaparsa kendisini çok fazla sıkıntıya ve masrafa sokmadan istenmeyen durumlardan kurtaracaktır.


YÜZÜKLERİN NEDEN BOYUTLANDIRILMASI GEREKİR

I) Başlangıçta yanlış bir parmak boyutu ölçülmüş olablir. Müşteriniz için şişmiş el sebepleri yaratcak nedenlere çok sıradan şeyler sebep olabilir. Örneğin Çok sıcak bir gün  olabilir, müşteriniz bir süre yürümüş ve mağazanıza gelmiş olabilir  ya da sadece yurtdışından uzun bir uçuştan dönmüş olabilir.Parmak boyutunu almadan önce şişmiş bir eli buzda veya soğuk  su altında tutunmanızı tavsiye ederiz.


Müşteriler kilo alır veya eklemleri zamanla büyür:

Iii) Diyelimki Sadekarınız ona verdiğiniz ebatlara göre büyük bir yüzük yaptı. Sorun şudur ki, parmak boyutunu dar boyutlandırma bandı(malafa) kullanarak aldın ve sadekara söylemedin. Geniş bir yüzük eti daha sıkı tutuyor veya dar bir banttan daha zorla bir mafsaladan (ekleminden) geçiyor. Bir sadekar dar bir boyutlandırma bandının (malafa) kullanıldığını biliyorsa, buna göre daha geniş bir yüzüğün boyutunu ayarlamak onun sorumluluğundadır. Kendinizin ve sadekarın aynı türde boyut çubuğunu(malafa) kullandığından emin olun ve size parmak boyutunu belirlemeyi nasıl tercih(dar,geniş) ettiğini sorun.


YENİDEN ÖLÇÜ YÖNTEMLERİ

Bir yüzüğün yalnızca birkaç boy büyütülmesi gerekiyorsa, normalde özel aletlerle ve tekniklerle kolayca gerilebilir. 2'den fazla ebatla büyütülmesi, ilave metalin lehimlemesini gerektirir. Aynı zamanda zaman alıcı olan halkayı daha küçük yapmaktır. Aynı zamanda lehimleme, parlatma cila ve genellikle rodyum (rodaj)kaplaması gerektirir.

YENİDEN ÖLÇÜ RİSKLERİ

Bir yüzük daha küçük yapıldığında tırnaklar ve kanal mıhlamalar normalde açılır ve taşlar gevşer.Yüzüğü kulağınıza yakın sallayın ve genişleyen bir taşın güvensiz bir ortamda nasıl sallandığını duyarsınız. Bir çelik cımbızla(çift) küçük bir taşa dokunun. Hareket ediyorsa mıhlama gevşektir.

**Birden fazla taş içeren bir yüzüğün büyütülmesi, taşların birbirine itilmesine ve kemerlerine zarar vermesine neden olabilir.

*** Boyutlandırma genellikle lekelenme çizgileri ile sonuçlanır; bu lekeler renk değişikliği gösterebilir veya parlatma işleminde görünür hale gelebilir.





FARKLI MALAFA BOYLARI
Büyük tüketim ülkeleri parmak boyutlarını tanımlamak için farklı sistemler kullanırlar. Bu sistemlerin karşılaştırılması İnternet ticareti ve yabancılarla ilgilenmek için gereklidir.


PARMAK ÖLÇÜSÜ ÖLÇÜLEMEZSE NE YAPILIR

Genellikle koca ya da sevgilisi sevgilisini şaşırtmak isterse yüzük ölçüsü almak için imkanı olmayabilir.

* Erkek alıcıya , sevgilisi yada eşi olan bayanın bir yüzüğü ile oynamasını ve parmakları arasında hangisinde mükemmel ilerleyebildiğini aklında tutmasını önerin. Bu yöntem ile yaklasık boyu tutturma ihtimaliniz daha yüksek olacaktır.

**** Mevcut bir çemberin içine daire çizmek, çemberin gerçek boyutunun kötü olduğunu gösterir.

DOĞUM GÜNÜ VE EVLİLİK YILDÖNÜMLERİ İÇİN DEĞERLİ TAŞLAR

Doğum günleri ve evlilik yıl dönümü, değerli taşların satışı için fırsatlar sunar. Kuyumcu, bu vesileler için ideal bir hediye önerebilen biri olmalı ve doğum günü taşı yüzüğü veya yarı değerli taşlardan oluşan bir seçim yapmalıdır.

Değerli taşların orijinal listesi, çeviri zorlukları, değişen değerler ve hatta yeni taşların keşfi nedeniyle değişti. Günümüzdeki mücevherlerin her biri takvim ayını temsil ederken, burçlar iki aylık bir dönemi kapsıyor.

DOĞUMTAŞININ ÖNEMİ

Her ay belirli bir değerli taş ilişkilendirme fikri Muhtemelen Yahudilerin Başkâhin Aaron tarafından giyilen göğüs zırhından kaynaklanmaktadır. Göç'te anlatıldığı gibi kardeşi Musa, 40 günde aldığı talimatlara göre yaklaşık 1250 yılına kadar Sina Dağlarında göğüs zırhı yapmıştır.

Göğüs zırhında 12 kabilenin yer aldığı 12 adet taş vardı. Hemen hemen aynı 12 adet taş New Testament'in(INCIL) son kitabı olan Revelations'da(ESİNLENME) kaydedilmiştir. Daha sonra, bu taşlar burçların 12 belirtisiyle bağlantılandı.


YILDÖNÜMÜ DEGERLI TAŞLARI VE HEDİYELER

Düğününün yıldönümünde kocaların eşlerine hediye vermeleri bir gelenek haline gelmiştir .Evlilik yıldönümü hediye listeleri değerli taşlar için, diğeri de 'günlük öğeler' için evrensel olarak kabul edilmiştir.Bu tabloları size ek bir yazı başlıgıyla vereceğim.

FİKRİ MÜLKİMİZİN KORUNMASI

Birçok kuyumcu tasarımcısı, tasarımlarının başkaları tarafından kopyalanmış olduğundan şikayet eder. Başkaları tarafından kopyalanır. Telif hakkı koruması, bir tasarımcının en değerli yazılı emtiası - yaratıcılığını - koruyan güçlü bir araçtır. Bununla birlikte, özellikle kuyumcudaki tasarımın telif hakkı korumayı hak ettiğini göstermek kolay değildir.

Her şeyden önce, tasarım yeterli yaratıcılığın yanı sıra yeterli özgünlüğü göstermelidir. Örneğin, farklı olmasına rağmen, yuvarlak parlak ve kalp şeklinde pırlantalı, paslanmaz çelik ve sarı altın içeren, elmas bilezik tasarımı, telif hakkı korumasını garanti etmek için yeterince sanatsal veya orijinal sayılmaz. Bununla birlikte, tasarımcı, Daha önce kullanılmamış bir mekanizma veya bir temayı, daha önce yapılmamış ikisi birbirine kenetlenmiş kalpleri tasarlarsa vb. - yaratıcılığı ve sanatsal izlenimi korumaya layık olduğuna kanaat getirilir.

Mülkiyet ve telif hakkı genellikle tasarım oluşturulur oluşturulmaz başlatılmalı ve çizim gibi somut bir ortama sabitlenmelidir.

Bazen diğer ülkelerde telif hakkı koruması için dosyalama yapmak daha kolaydır, özellikle de dünya çapında itirazda bulunma konseptiniz varsa. ABD formları şu adresten indirilebilir: www.copyright.gov.




ABGAR ÖZASİ
VİVİD PIRLANTA VE MÜCEVHERAT LTD. ŞTİ