19 Mart 2017 Pazar

EHL-İ HIREF

Osmanlıda Ehli Hiref Teşkilâtı

ehli-hiref
Arapça bir kelime olan Ehl-i Hiref kelimesi “ehl” ve “hiref ” sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur. Ehil: mâlik, sakin, muktedir, Hiref ise: hırfet kelimesinin çoğulu olup sanat manasına gelmektedir. Erbab-ı hırfet; sanatkârân esnaf, yani sanat erbabı demektir. Ehl-i Hiref ise yine bu kabilden sanat erbabını ifade etmek için kullanılmaktadır.
Ehl-i Hiref-i Hassa Teşkilâtı, Osmanlı kültür tarihinin belki de en önemli kurumlarından bir tanesidir. Sarayın himayesinde kurulan bu teşkilât pek çok sanat grubunu içinde barındırmıştır. Osmanlı devrinin en güzel sanat eserleri bu grubun elinden çıkmıştır. Bursa ve Edirne saraylarında da sanatkârlar olduğu gibi, bu cemaatin örgütlenmesinin tamamlanması II. Bayezid dönemine denk gelmektedir. Sanatkârlar genellikle padişahın ve Enderun ağaları gibi saray halkının verdiği tamir işleri ve siparişler doğrultusunda eserler vermişlerdir. Siparişler verilirken, desen, renk gibi ayrıntılar verilir, sanatkârlar ona göre eser çıkartırlardı.
Ehl-i Hiref Teşkilâtı, usta ve çıraklardan oluşan bir cemaatler bütünüdür. Her sanat grubunun ser bölüğü (bölükbaşı), ser odası (odabaşı), kethüdâsı ve çırak grubu bulunmaktadır. Bu durum genel olarak böyle olmakla birlikte, sadece ustalardan oluşan cemaatler de mevcuttur. Ancak bu cemaatler kendi hallerinde olmayıp, faaliyetlerini belli bir usule göre yaptıkları muhakkaktır. Bazı ustaların saray dışında Edirne Sarayı'na ya da başka sancaklara da giderek faaliyette bulundukları da bilinmektedir.
Ehl-i Hiref Teşkilâtı'ndan Serhâzin-i Enderun bir diğer adıyla hazinedârbaşı ve yardımcısı, hazine kethüdâsı sorumlu idi. Genellikle Has Odalılardan seçilen hazinedârbaşı; içerisinde çok değerli mücevher, kumaş, altın gibi değerli eşyaların bulunduğu Enderun Hazinesi‟nin de başında bulunuyordu. Hazinedârbaşı, sanatkârların maaşlarını verdiği gibi, padişahın özel isteklerini ustalara iletir ve malzemelerini de karşılardı. Yapılan işleri takip etmek ve cemaatlerde görevlendirilecek kişileri seçmek de hazinedârbaşının görevleri arasındaydı. Yeteneklerine göre başka cemaate geçecekler, teşkilâta yeni alınacaklar ve yapılan tüm terfiler onun arzı ile gerçekleşmekteydi. Saray hazinesinin en yetkili kişisi olarak seferlere padişah ile birlikte iştirak eder, padişahın namaz kılacağı camilere önceden giderek, hazırlık yapardı. Başka bir göreve atandığında veya görev süresi dolduğunda, hazineyi tüm ayrıntıları ile sayarak teslim etmek zorunda idi.

Ehli Hiref Teşkilâtı’na Sanatkâr Temini

Ehl-i Hiref Teşkilâtı'nda faaliyet gösterecek olan kişiler, devşirmeler arasından seçilir, becerilerini kabul ettirmiş olanlar da teşkilâta girmeye hak kazanırdı. Acemi Ocağı'nda yetişen gençler yeteneklerine göre farklı konumlara yükselmişler, içlerinden sanata yetenekli olanlar da Ehl-i Hiref Teşkilâtı'na alınmıştır.
Ehl-i Hiref Teşkilâtı kendi ustalarını bünyesinde yetiştiren bir kurum olduğu gibi, dışarıdan da pek çok yabancı sanatçı bu teşkilâta dâhil olmuştur. Seferler sırasında ustalıkları ile padişahlardan takdir görenler, saraya getirilmiştir. Özellikle İranlı sanatçıların, Osmanlı minyatür sanatında ortaya koydukları üslup dikkate değerdir. Zira incelenen defterlerdeki yabancı memleket isimleri farklı memleketlerden gelen pek çok sanatkârın olduğunun kanıtıdır. Nitekim Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Seferi'nden dönüşte Tebriz'den çok sayıda sanatkârı İstanbul'a getirdiği ve onlara çalışma ortamı sunduğu bilinen bir vakıadır.
İstanbul'daki çarşı esnafından da sanatlarında ehil olanlar zaman zaman saraya çağırılmış, faaliyetlerini burada sürdürmüşlerdir. Bu bakımdan saray sanatkârları ile çarşı esnafının birbirleri ile bağlantılı iki kurum olduğu söylenebilir. Bunda iki kurumun da sarayın denetimi altında olmasının payı büyüktür. Saray sanatkârlarının saray hizmetinde çalışması gibi, çarşı esnafı da, ihtiyaç dâhilinde sarayın gereksinimlerini karşılamıştır. Çarşı esnafı olarak bilinen esnaf loncaları da tıpkı saraydaki gibi usta-çırak ilişkisi dâhilinde yetiştirilmiştir. Ahîlik geleneğine göre yetişen ustalar, saraydaki faaliyetlerini de bu disiplin çerçevesinde sürdürmüştür. Genel olarak devşirmelerden alınıp temelden yetiştikleri görülse de teşkilâta sonradan dâhil olup sanat öğrenenler de mevcuttur.

Ehli Hiref Teşkilâtı’nın Ücretlendirilmesi

Sanatkârlar maaşlarını üçer aylık dönemlerde hazinedârbaşı vasıtasıyla alırlardı. Ödemeler ikinci avluda bulunan Divanhâne'de yapılırdı.Üç aylık maaşları dışında yaptıkları işlere göre de ücret alırlardı. En yüksek ve en düşük ücret ortaya koydukları çalışma ile paralel bir Şekilde gitmekteydi. Kimi zaman en yüksek maaşı o cemaatin ser bölüğü veya kethüdâsı alırken, bazı durumlarda onlardan daha yüksek ücret alanlar da görülmekteydi. Bununla birlikte, ücretleri sabit kalan ustalar da mevcuttu. Sonuç olarak ücret konusunda belli bir usulün yanında, herkes yaptığı işin hakkını alırdı. Bu da sarayın sanatkârı ihya ve teşvik etmesi bakımından oldukça önemlidir.
Sanatkârların, diğer alanlarda olduğu gibi devletin belli kademelere yükselme hakları da vardı. Zaman zaman padişahların bazı sanatkârların devletin belirli kademelerine gelmelerini desteklediği görülmektedir.
Sanatkârlar, rutin işlerinin dışında yaptıkları eserleri padişaha hediye olarak da sunmuşlardır. Bu hediyeler arasında tabak, eyer, sandık, kalkan, ibrik gibi çok çeşitli hediyeler bulunmaktadır. Ustalar aldıkları ücret dışında padişah tarafından samur kürk gibi hediyelerle de ödüllendirilmişlerdir. Ayrıca cülus törenlerinden sonra da diğer
bölüklerle birlikte bahşiş almışlardır.

Ehli Hiref Teşkilâtı’nın Çalışma Mekânları

Saray atölyelerinin yeri konusunda çeşitli görüşler vardır. Özellikle en önemli atölyelerin başında gelen nakkaşhânenin yeri konusunda muhtelif düşünceler ileri sürülmüştür. Eski bir Bizans kilisesi olan Arslanhâne binasının üst katının nakkaşhâne olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Sarayın dışında yer alan Arslanhâne'nin, yabanî hayvanların tutulduğu bir mekân olarak kullanıldığı, üst katının ise nakkaşlara tahsis edildiği görüşü hâkimse de nakkaşhânenin, Arslanhâne‟nin içerisinde değil de yanındaki bir binada olduğunu ileri süren görüşler de vardır. Evliya Çelebi, seyahatnâmesinde Arslanhâne'ye bitişik bir terzi atölyesi olduğundan söz etmiĢtir. Nakkaşhânenin de Arslanhâne'nin üst katında yer aldığını söyleyen Çelebi, bütün saray nakkaşlarının bin kişi olduğunu, bunların evlerinde oturduğundan bahseder. Atölye olarak Arslanhâne gibi bir binanın neden seçilmiş olduğu konusu dikkate değer bir husustur. Ancak bu konuda yapılan çalışmalarda henüz bu konuya açıklık getirilememiştir. Ayrıca sarayın birinci avlusunda da mücevher imalatının yapıldığı, yabancı devletlere gönderilecek hediyelerin hazırlandığı bir atölye mevcuttu. Bu atölyelerin dışında, Beyazıt'taki Tavuk Pazarı'nda bir dokuma atölyesi, Eğrikapı ile Tekfur Sarayı arasında da bir cam atölyesi bulunmaktaydı. Saray terzilerinin atölyesi Alay Köşkü'nün karşısında bir bölgede, Câmeşûyân-ı Hassa cemaatinin çamaşırhânesi de sarayın içerisinde şimşirlik tarafında bir bodrum katında bulunuyordu.

kaynakca: https://circlelove.co/osmanlida-ehli-hiref-teskilati/
alıntırdır!!!

ABGAR ÖZASİ

SARAY KUYUMCULUĞU

SARAY KUYUMCULUĞU
Saray kuyumculuğu,saray atölyelerine bağlı olarak çalışan,sarayın ihtiyaçlarını karşılayan ve en kalabalık dönemini 16. yüzyılda yaşamış olan  Ehl-i Hıref teşkilatı içinde yer alan meslek gruplarının bir koludur.Saray atölyelerinde çalışan Cemaati- Rum mensuplarının Moldovya,Bosna,Arnavutluk,Macaristan ve Gürcistan'dan,Cemaat-i Acem mensuplarının ise İran ve özellikle de Tebriz'den geldikleri bilinir.Kalcılık,kezzabcılık,ramatcılık gibi kuyumculukla ilişkili bazı uzmanlıklar ise bütünüyle Yahudilerin tekelindedir.Erken dönemde üslüp olarak Timurlu ve Safevi etkileri yoğun olsada,16. yüzyıl sonuna gelindiğinde,'Osmanlı Kuyumculuğu' olarak tarif edilebilecek bir üretim oluşmuştur.Saray mücevherlerini yönlendiren unsur sarayın beğenisidir,tasarım çizgisi hükümdar beğenisiyle şekillenmiştir.Osmanlı Sarayı'nda aile yadigarı niteliğinde olan mücevherlerin vefat durumunda hazineye iade edildiği bazılarının ise şahsi mülk sınıfında olduğu bilinir.Haremdeki kalfa ve cariyelere hediye edilen mücevherler kendi mülkleri olarak kabul edilmiştir.

ABGAR ÖZASİ
VİVİD PIRLANTA VE MUC. LTD. STİ.



www.abgarozasi.com

KUYUMCU VE MUSTERILERE TAVSIYELER


MÜŞTERİNİN DOĞRU TASARIMI SEÇME VEYA TASARLAMASI 


Müşteriler genellikle mücevher türüne ilişkin, el, boyun veya yüzün şeklini değiştirecek veya altın veya incilerin hangi renginin cilt tonuna en uygun  görüneceği konusunda kuyumcularından  tavsiye isterler. Eğer müşterinize doğru tavisiyeler sunabilirseniz satış işleminiz çok daha kolay gerçekleşebilir.

GÖZ  YANILMASI

Bir kuyumcu olarak, optik yanılsamaların tasarımında önemli bir rol oynadığını ve yüzük veya bilezikli bir elin bütüncül görselliğe ve göze hoş geldiğini (güzel) bilmeniz gerekir.Ayrıca, birkaç temel yüz, el ve boyun tipi vardır ve oval yüz tipi göze  en hoş gözüken yüz tipidir.

Yüzdeki aksesuarlar bu nedenle yanılsamaları oval bir şekil haline getirmelidir. Doğru kuyumcu seçilmezse, parmaklarınız veya bilekleriniz çok kısa veya uzun gözükebilir fakat iyi bir kuyumcu tavsiyesi parmak ve bilek  boyunuzu daha normal gösterebilecektir.. Optik illüzyonlar aşağıdaki çizimlerle açıklanmaktadır.



Kutunun içindeki kare  soldakinden daha büyük görünüyor. Sağdaki Meydanı düzleştirmişken soldaki kare daha yüksek görünüyor.. Sağdaki Meydanı düzleştirmişken soldaki kare daha yüksek görünüyor.

Yukarıdaki ilkeler, belirli bir yüz türü, boyun veya el için mücevher tasarlarken veya seçerken de uygulanmalıdır. Aşağıdaki eskizler kendiliğinden açıklayıcıdır.





EL TİPİ

Geniş bir elde, uzun ince bir yüzük , gözü hareket ettirerek parmağınızın daha uzun görünmesini sağlar. Eller geniş yüzüklerde daha kısa görünür.


MÜCEVHER MÜŞTERİNİZDE CİLT SORUNLARI YAPAR Mİ?

*Bazı insanlar mücevheri bir süre taktıktan sonra kızarıklık, kabarma veya kuru ve kaşıntı ile ilgili problemler yaşarlar. Bu durum iki çeşit olabilir.

*Bir kişi kontak dermatit olabilir; Kontakt dermatit bir maddenin teması sonucu ciltte ortaya çıkan kızarıklıklar ve döküntülerdir. Genelde belli bir maddenin cildi tahriş etmesi ile oluşur. Bu maddeler sabun, kozmetik ürünleri, takılar veya ısırgan otu gibi bazı bitkiler olabilir.
. Bu tür durumlarda genellikle mücevheratın sıkça yıkanması ve cildin etkilenen bölgelerinde fazla kozmetik ve losyon bulunmamasından veya yuzuklerin düzgün boyutlandırılmasından sonra tedavi edilebilir.

*Diğer bir deri durumunda ise, nikel dermatit olarak bilinir. Bu durumda, kullanıcı beyaz altının bazı alaşımlarında ortak bir bileşen olan nikele alerjisi vardır, 14 k altındaki sarı altın ve kostüm mücevherat yani bijüterinin neden olması kuvvetle muhtemeldir. Mücevherde nikelin gerçekten nikel dermatite neden olduğundan emin olmak için bir dermatologla görüşmesi önerilir.

*Soruna bir çözüm, nikel siz mücevher takmaktır. Alternatif olarak, nikel açısından zengin maddenin alt kısmı rodyum, saf sarı altın veya daha az masraflı, şeffaf oje ile döşenebilir.


CİLT RENGİ İLE ALTIN UYUMLULUĞU

Altın takı-beyaz, yeşil, kırmızı veya sarı?

*Geleneksel altın takı renkleri sarıdır ve altının dini anlamı olan kültürlerde sarıdan başka renk kabul edilebilir değildir. 90'lı yıllarda moda' beyaz '' görünümlü takılara yöneldikten sonra platin ve beyaz altın takılar popüler hale geldi. 2008'de platin  fiyatında meydana gelen çarpıcı azalma platin mücevher seçmek için daha önce olduğundan çok daha fazla tüketiciye izin verdi. Platin fiyatı düşük seviyelerde kalırsa mücevherde bir süre daha '' beyaz '' trendi devam edebilir.

*Bununla birlikte, moda değişiklikleri ve sarı altın eski popülerliğini geri kazanabilir. Sarı altın alaşımları yoğun koyu sarıdan soluk sarıya veya yeşilimsi veya kırmızımsı renkte sarıya kadar çeşitli renklerde mevcuttur. Hatta kırmızı, pembe veya siyah altın alaşımları mevcuttur.

Örneğin, pembemsi bir cilt, kırmızı veya solgun sarı renklerle iyi görünmezken, koyu veya bronzlaşmış ciltler, sıcak rengin tamamladığı bir altın rengini gösterecektir.

 Beyaz altın bile, alaşıma, yüzey dokusuna ve rodyum ile kaplanmış olup olmadığına bağlı olarak farklı tonlarda beyaza sahip olabilir. Gri altın rengi genellikle kırmızımsı veya sarımsı derilere iyi gelir.


DÜZELTİLEN PARMAK ÖLÇÜSÜ KÜÇÜK SORUNLARIN YARATTIĞI BÜYÜK PROBLEMLER


Bir yüzük yeniden boyutlandırıldığında, oldukça rahatsız olan bir müşterinin ertesi gün şikayetçi olacağı bir durum olabilir: Pırlantamı kaybettim! vb. İlk satışınız esnasında yüzüğün boyu yapılmamış olabilir. Bununla birlikte, yüzüklerin yeniden boyutlandırılması talebi düzenli olarak müşteriler tarafından gerçekleşir. Bir kuyumcunun, başlangıçta doğru ölçü boyu alması ve yüzüğün yeniden boyutlandırılmasından sonra gerekli kalite kontrolünü yaparsa kendisini çok fazla sıkıntıya ve masrafa sokmadan istenmeyen durumlardan kurtaracaktır.


YÜZÜKLERİN NEDEN BOYUTLANDIRILMASI GEREKİR

I) Başlangıçta yanlış bir parmak boyutu ölçülmüş olablir. Müşteriniz için şişmiş el sebepleri yaratcak nedenlere çok sıradan şeyler sebep olabilir. Örneğin Çok sıcak bir gün  olabilir, müşteriniz bir süre yürümüş ve mağazanıza gelmiş olabilir  ya da sadece yurtdışından uzun bir uçuştan dönmüş olabilir.Parmak boyutunu almadan önce şişmiş bir eli buzda veya soğuk  su altında tutunmanızı tavsiye ederiz.


Müşteriler kilo alır veya eklemleri zamanla büyür:

Iii) Diyelimki Sadekarınız ona verdiğiniz ebatlara göre büyük bir yüzük yaptı. Sorun şudur ki, parmak boyutunu dar boyutlandırma bandı(malafa) kullanarak aldın ve sadekara söylemedin. Geniş bir yüzük eti daha sıkı tutuyor veya dar bir banttan daha zorla bir mafsaladan (ekleminden) geçiyor. Bir sadekar dar bir boyutlandırma bandının (malafa) kullanıldığını biliyorsa, buna göre daha geniş bir yüzüğün boyutunu ayarlamak onun sorumluluğundadır. Kendinizin ve sadekarın aynı türde boyut çubuğunu(malafa) kullandığından emin olun ve size parmak boyutunu belirlemeyi nasıl tercih(dar,geniş) ettiğini sorun.


YENİDEN ÖLÇÜ YÖNTEMLERİ

Bir yüzüğün yalnızca birkaç boy büyütülmesi gerekiyorsa, normalde özel aletlerle ve tekniklerle kolayca gerilebilir. 2'den fazla ebatla büyütülmesi, ilave metalin lehimlemesini gerektirir. Aynı zamanda zaman alıcı olan halkayı daha küçük yapmaktır. Aynı zamanda lehimleme, parlatma cila ve genellikle rodyum (rodaj)kaplaması gerektirir.

YENİDEN ÖLÇÜ RİSKLERİ

Bir yüzük daha küçük yapıldığında tırnaklar ve kanal mıhlamalar normalde açılır ve taşlar gevşer.Yüzüğü kulağınıza yakın sallayın ve genişleyen bir taşın güvensiz bir ortamda nasıl sallandığını duyarsınız. Bir çelik cımbızla(çift) küçük bir taşa dokunun. Hareket ediyorsa mıhlama gevşektir.

**Birden fazla taş içeren bir yüzüğün büyütülmesi, taşların birbirine itilmesine ve kemerlerine zarar vermesine neden olabilir.

*** Boyutlandırma genellikle lekelenme çizgileri ile sonuçlanır; bu lekeler renk değişikliği gösterebilir veya parlatma işleminde görünür hale gelebilir.





FARKLI MALAFA BOYLARI
Büyük tüketim ülkeleri parmak boyutlarını tanımlamak için farklı sistemler kullanırlar. Bu sistemlerin karşılaştırılması İnternet ticareti ve yabancılarla ilgilenmek için gereklidir.


PARMAK ÖLÇÜSÜ ÖLÇÜLEMEZSE NE YAPILIR

Genellikle koca ya da sevgilisi sevgilisini şaşırtmak isterse yüzük ölçüsü almak için imkanı olmayabilir.

* Erkek alıcıya , sevgilisi yada eşi olan bayanın bir yüzüğü ile oynamasını ve parmakları arasında hangisinde mükemmel ilerleyebildiğini aklında tutmasını önerin. Bu yöntem ile yaklasık boyu tutturma ihtimaliniz daha yüksek olacaktır.

**** Mevcut bir çemberin içine daire çizmek, çemberin gerçek boyutunun kötü olduğunu gösterir.

DOĞUM GÜNÜ VE EVLİLİK YILDÖNÜMLERİ İÇİN DEĞERLİ TAŞLAR

Doğum günleri ve evlilik yıl dönümü, değerli taşların satışı için fırsatlar sunar. Kuyumcu, bu vesileler için ideal bir hediye önerebilen biri olmalı ve doğum günü taşı yüzüğü veya yarı değerli taşlardan oluşan bir seçim yapmalıdır.

Değerli taşların orijinal listesi, çeviri zorlukları, değişen değerler ve hatta yeni taşların keşfi nedeniyle değişti. Günümüzdeki mücevherlerin her biri takvim ayını temsil ederken, burçlar iki aylık bir dönemi kapsıyor.

DOĞUMTAŞININ ÖNEMİ

Her ay belirli bir değerli taş ilişkilendirme fikri Muhtemelen Yahudilerin Başkâhin Aaron tarafından giyilen göğüs zırhından kaynaklanmaktadır. Göç'te anlatıldığı gibi kardeşi Musa, 40 günde aldığı talimatlara göre yaklaşık 1250 yılına kadar Sina Dağlarında göğüs zırhı yapmıştır.

Göğüs zırhında 12 kabilenin yer aldığı 12 adet taş vardı. Hemen hemen aynı 12 adet taş New Testament'in(INCIL) son kitabı olan Revelations'da(ESİNLENME) kaydedilmiştir. Daha sonra, bu taşlar burçların 12 belirtisiyle bağlantılandı.


YILDÖNÜMÜ DEGERLI TAŞLARI VE HEDİYELER

Düğününün yıldönümünde kocaların eşlerine hediye vermeleri bir gelenek haline gelmiştir .Evlilik yıldönümü hediye listeleri değerli taşlar için, diğeri de 'günlük öğeler' için evrensel olarak kabul edilmiştir.Bu tabloları size ek bir yazı başlıgıyla vereceğim.

FİKRİ MÜLKİMİZİN KORUNMASI

Birçok kuyumcu tasarımcısı, tasarımlarının başkaları tarafından kopyalanmış olduğundan şikayet eder. Başkaları tarafından kopyalanır. Telif hakkı koruması, bir tasarımcının en değerli yazılı emtiası - yaratıcılığını - koruyan güçlü bir araçtır. Bununla birlikte, özellikle kuyumcudaki tasarımın telif hakkı korumayı hak ettiğini göstermek kolay değildir.

Her şeyden önce, tasarım yeterli yaratıcılığın yanı sıra yeterli özgünlüğü göstermelidir. Örneğin, farklı olmasına rağmen, yuvarlak parlak ve kalp şeklinde pırlantalı, paslanmaz çelik ve sarı altın içeren, elmas bilezik tasarımı, telif hakkı korumasını garanti etmek için yeterince sanatsal veya orijinal sayılmaz. Bununla birlikte, tasarımcı, Daha önce kullanılmamış bir mekanizma veya bir temayı, daha önce yapılmamış ikisi birbirine kenetlenmiş kalpleri tasarlarsa vb. - yaratıcılığı ve sanatsal izlenimi korumaya layık olduğuna kanaat getirilir.

Mülkiyet ve telif hakkı genellikle tasarım oluşturulur oluşturulmaz başlatılmalı ve çizim gibi somut bir ortama sabitlenmelidir.

Bazen diğer ülkelerde telif hakkı koruması için dosyalama yapmak daha kolaydır, özellikle de dünya çapında itirazda bulunma konseptiniz varsa. ABD formları şu adresten indirilebilir: www.copyright.gov.




ABGAR ÖZASİ
VİVİD PIRLANTA VE MÜCEVHERAT LTD. ŞTİ